|
18 Haziran 2010, Cuma
saat: 20:53
Şampanyalar patlatarak işten ayrılmakta varmış, ne kadar mükemmel insanlarla çalışmış olduğumu bir kez daha hatırlattı herkes bugün bana. Tatilde olanlar bile beni uğurlamak için ofisteydi. öğlen içilen şampanya ve şarapların etkisiyle herkes daha da duygusallaştı, her gün sadece 'buongiorno' deyip geçen roberto bile bugün bana beni anlattı. Meğer ben O imişim, Bu imişim, her ne isem, onlar için Bir Şey imişim. 'cok daha iyi bir iş bulacaksın' tesellileri ise onları kırmamak için 'evet, tabi' dediğim önemsiz ayrıntılar olarak kaldı zihnimde. Daha iyi bir iş istesem zaten dönmezdim, çünkü biliyorum ki bundan da ötesi olamaz. Ki, Kariyer falan istemiyorum ben desem kırılırlardı biliyorum, bana verdikleri emekler boşa gitmiş gibi hissedebilirlerdi, aksine jübilemi yaptım onlarla, daha fazlasını istememeyi onlarla öğrendim. Onların tabiri ile 'professional dreamer'dan, 'professional trainer'a' terfi ettim. Şimdi ise o eski halime dönme hayallerindeyim. Seyahat edebilmek için para kazanmalıyım, para kazanacak isem bunu sevdiğim yollar ile yapmalıyım. Binbir küfürler ettiğim belediyeye geri döneceğim belki ama sevdiğim işi yapıyor olacağım, Hasanın kitabı basılır ise onun çevirisini yapıyor olacağım, çevirisi yapılacak kadar öenmli bir kitap olacak ise zaten başka işe de ihtiyacım kalmayacak. O olacak, Bu olacak bilmiyorum, geliyorum işte. Bir süre daha 'yollar bize memleket'. Bütün eşyalarımı götürdü Paolo, şu an elimde kalan tek şey bilgisayarım, üzerinde oturduğum minderim ve bana süpriz yaparak indirime giren şarabım. Yola çıkacağım birazdan, sonrasını ise bilmiyorum, her şeyin bir sebebi var, göreceğiz. Yağmurdan sonra toprağın kokusu olsun diye,yoktu suyun kokusu... | ||
|
|
||