21 Haziran 2010, Pazartesi
saat: 02:08


gök yarıldı sanki, o ne yağmurdu be kardeşim ! tam "ulan ne sıcak, rakınkok'ta ne güzel su sıkmışlardı" derkeeeen yağmur indiriverdi. tam da ilhanım erşahinim'le kesişmekteydim gönül telim aracılığıyla. haliyle hiç istifimizi bozmadan dinlemeye devam ettik. pembe şalımı kafamıza geçirdik, misss !

tabii sağanağa meyledince işler değişti. sonunda dayanamayarak yağmurluk avına çıktık. adamlarda kalmamıştı, şemsiye de yoktu, bir baktık adamın biri jumbo boy çöp poşetlerini satmaya başlamış! "tanesi 5 tl" demez mi hayvan ! ikisini 5'e aldık ama bu arada yağmur durdu. attık çantaya.

içeriden tişört aldık kendimize, çok fena donmaya başladık çünkü. ben nublu, aslı efes tişörtü aldı. tam giyindik dolaşıyorduk, bi baktım ilhanım erşahinim yanında bora uzer, hepsi nublu tişörtleriyle karşıdan geliyorlar. gördü bizi, geldi konuşmaya başladı, dansetti, sonra da "biz böyle grup kuralım" dedi. içimden "ulan körün istediği bi göz allah verdi iki göz" dedim ama bu ütopik hayalimi yaşlı suratım spaniel saçlıma belirtmedim!

onlardan sonraki konserler pek açmadı. yarın ayrıntılı grup değerlendirmesi yaparım belki.

dönüşte bendeniz muavin koltuğundaki yerimi aldım, adam dedi "al mikrofonu şarkı söyle". millete acıdım, sarhoş kafayla bile çekilmez sesim, o derece fena !

taksim'e indik, bi tur daha yağmura yakalandık. bütün gün kurutmaya uğraştığımız eşyalarımız yine vıcık vıcık oldu. çöp poşetlerini kullanmak için kısmet dönüşeymiş :) tekrar bindirince geçirdik kafamıza.

çok tarz olduk, öyle böyle değil !

gecenin şarkısı: travis - why does it always rain on me?

istanbul
hosting