|
21 Haziran 2010, Pazartesi
saat: 15:27
ahhh günce ah.. ölürsün gülmekten :o)) haftasonu bursaya gitmedim. cumartesi günü babamla küçük tuvaleti boşalttık.. hem ne var ne yok görmek için, hem atılacakları atmak için, hem de yazlıklarımı çıkartmak için.. ama hiçbirşey atamadığımız gibi yazlıklarımı da bulamadık.. haydii benim odadaki uzun balkona.. orası küçük tuvaletten daha beter. en azından tuvalette dönebilecek az bir alan var.. balkonda o da yok.. üstelik tozluuuu.. eşyalara bakarken düştüm! kolumu çizdim. neyseki yazlıklarım ordan çıktı.. salona taşıdım.. verilecekleri ayırdım. verilmesi gerekip kıyamadıklarımı da.. ertesi gün kardeşime gösterdim yarısını aldı yarısını bıraktı.. kışlıklarımı kaldırdım. daha doğrusu bavula koydum, şuan salon kapısının arkasında ikamet ediyorlar.. cumartesi günüm böyle geçti. ha bir de çarşıya indim. güzellik salonuna gittim. doktora denk geldim ve hiç memnun kalmadım. cilt bakımı yaptırdım.. süperdi. babamla buluştuk sonra, bulaşık makinesi aldık.. pazar günü babalar günüydü. laf sanki sadece benim babamın günüydü :o)) bilindiği üzre.. :o)) kardeşim erkenden geldi. ablamlar kahvaltıdan sonra.. abimleri bulana kadar göbeğimiz çatladı. neyse sonunda tüm aile toplandık.. babama hediyesini verdik. ilk gördüğünde sanırım büyüklüğüne istinaden, "kim kullanacak şimdi bunu" gibi memnuniyetsizlik içeren bir cümle kurdu.. ama sonradan memnun oldu.. bugün köye götürüyor.. kutlamadan sonra kardeşimle çarşıya indik. eski bir arkadaşımla buluşmak için.. -ki kendisi hala "en iyi" sıfatını taşır. ama beni kıl etti. 1-1,5 saat kuafördeki işinin bitmesini bekledik. hadi sadece ben olsam sorun değil. ama kardeşim de vardı. ve arkadaşımın bu yaptığı açıklanamaz bir saçmalıktı. neyse işi bitti çıktık. bu sefer tutturdu ben ayakkabı alacağım diye.. önceden beğenmiş, numarası varsa hemen alıp çıkacakmış. herhalde yarım saat de orda oyalandık. en sonunda bir yere oturduk. biraz sohbet ettik ve kalktık. buluşmadan bi bok anlamadım kısacası. kendimi kullanılmış gibi hissettim.. neyse eve geldik.. iyiki de gelmişiz.. bir fırtına koptu! hayatımda hiç böyle birşey görmedim. camdan dışarı bakıyordum.. karşımda yalova. böyle bir hava kapalı, karşı kıyı görünmüyor.. denizde bir tuhaflık var.. ve o tuhaflık bize yaklaşıyor.. derken bir rüzgar! kırılan ağaçlar, uçan çanaklar, kırılan pancurlar, penceresi açık kalmış darmadağın salonlar kaldı geriye.. hiç bu kadar korkmamıştım. meğer o fırtına bursadan doğru gelmiş. sevgilimi aradım hemen.. orda da durum aynıymış. yarım saat sürmüş ve bitmiş.. çok korktum çok!!! bugün çok komik bir olay oldu günce.. geberirsin gülmekten.. dedim ya çok darmadağınım diye.. çantamın içinde bile ne var ne yok bilmiyorum.. işyerine geldim.. boş oturuyordum, çantamın içini düzenleyeyim dedim.. birsürü sayısal/süper.. açtım milli piyango sitesini.. 10 haziran süper loto sonuçları karşımda.. hemen elimdeki kuponla karşılaştırdım.. sayılar aynı!!! saniyeler içinde neler yaşadığımı anlatamam.. önce tarihi kontrol ettim.. doğru. sonra sayılara tekrar baktım. evet aynı. o sırada elimden ayağımdan kan çekilmeye, kalbim son hız atmaya başladı. gözlerime inanamadım! içimden "hassiktir! sevgilim o kadar dedi dedi, sonunda bana çıktı!" dedim.. hemen ardından parayı almak için geç kalıp kalmadığımı düşündüm.. hemen sevgilime haber vermek istedim.. son birkez kontrol ettiğimde elimdekinin sonuç kuponu olduğunu farkettim.. ve bastım kahkahayı!!! :o)) nasıl güldüm anlatamam.. yarıldım gülmekten.. arkadaşlara anlattım, onlar da başladı :o)) "demek ki" dedi birisi "sana çıksa çığlık atmayacaksın".. o kadar gerçekti ki o 1 dakika içinde yaşadıklarım. her ne kadar şuanda kendimi katıksız bir salak gibi hissetsem de, büyük ikramiye çıkınca ne hissedeceğimi biliyorum artık :o)) az kalsın ölecektim! nefesim kesildi, ellerim titredi, bayılacaktım neredeyse :o)) çok komikti çok! :o)) ve büyük ikramiye çıkınca hissedilenler süpermiş.. hayat, o zaman çok güzelmiş :o)) | ||
|
|
||