|
21 Haziran 2010, Pazartesi
saat: 22:52
bu memlekette memen varsa niye laf hep anneliğe geliyor yahu. bu memlekete has değildir belki de, memeliğe hastır. sabahın 6'sında, gözümden uyku akarken ama açlıktan uyuyamazken ve elimi kolumu oynatacak halim olmadığı için de ayaklarımı çırpa çırpa kahvaltının dağıtılmasını beklerken, niye yan koltuğumda seyahat etmekte olan adam bana sürekli annelik ve kutsallığı ve bir gün çocuğunuz olduğunda muhabbeti yapıyor. bense o sırada muavinin adımlarını sayarken bir yandan "dabi dabi çoh haklısınız, kesinliklen aynı fikirdeyim" diyordum. adama ters gitmek istemedim, zira kendisi çok zengin bir iş adamıydı, bilgisayarcı birşey. yol boyu sağı solu arayıp 'şuna teklif verin, toplantı 11'de, o zamana kadar şu belgeleri bana mail atın' dedikçe, 'ben de bilgisiyar alıciim, kullandığım artık külüstür oldu, hani siz hedaye etseniz diyorum' demenin hayalini kurdum durdum. uykusuzluğun vereceği sarhoşumsu cesareti bekledim, gelmedi. gayet monoton yaşamım geçen hafta pazartesi akşamı bir telefonla kırılınca bütün düzenim de şaştı. potansiyelimin az biraz farkındayım, ama iki gün boyunca önümde nişanyan'ın sözlüğü, billuriye tam neydi ya diye bakacak kadar coşabileceğimi bilmiyordum. coşabiliyormuşum. ayrıca muştemilat 10 harfli. bana çıksa kesin bilirdim. rezil olacağımı hissettiğimden çok az insana haber vermiştim. tesadüfen gören çok olmuş ama. şu projedeki çocuklar bile görmüş, bugün konuştuk. bugün de ankara'ya gelince konu komşunun yanaklarımı sıkmasına maruz kaldım. asırlardır yanaklarım sıkılmamıştı, çok garip bir duyguymuş. şimdiyse yeniden eski düzenimi oturtmaya çalışıyorum. bugün annem ağzımdan kulağımdan börekler, karpuzlar, pastalar sokuşturmaya çalıştıkça zor oldu gerçi. umudum yarına o yüzden. yalnız karpuz bu dünyadaki en güzel şeylerden biri değilse nedir. çikolatadan bile güzel. bu arada bir de işe başvurdum. başvurunun bitmesine 10 dakika kala yetiştirebildim. ablalar gavur olduğu için bizdeki kadar az para vermeyeceklerini tahmin ettiğimden, ücret beklentiniz nedir sorusunun cevabı için ceren'i aradım, o yurtdışına da çeviri yapıyor çünkü. bir saat onunla hesap yaptık telefonda, önümüzde hesap makineleriyle. yeni bir çeviri bitirmiş. kelimesi 0.09 kuruşa. çok çılgın yahu. hep 350 kelimeden, yok efendim sayfa başından, 16 sayfasından ya da toptan pazarlık yaptığımdan, bu 0.09 kuruş muhabbetine takıldım kaldım. pasaport harçları da düşmüş. bez afiş yaptırıp sağa sola asasım var. hehe. | ||
|
|
||