|
22 Haziran 2010, Salı
saat: 20:02
bugün dershaneyle gelecek yıl için görüşmeye gittim. anladığım birkaç şey oldu ama bunlar gelecek yılla ilgili değildi. halbuki ben gelecek sene beni neyin bekleyeceğini anlamayı ummuştum. işte anladıklarım: 1) işyerleri ve işverenler, işçilerine zerre kadar değer vermediklerinde ve isteklerini dinlemediklerinde anlaşma değil, dayatma yapılabiliyor ancak. çok ilginç restleşmeler yaşanıyor bizim dershanede. biri çıkıyor: "ben bu şartlarda çalışamam." diyor. işverenler de: "piyasada örtmen çok, siz bilirsiniz tabii; ama bizce bu fırsatı iyi değerlendirin. biz sizinle çalışmak isteriz haliyle ancak şartlarımız bunlar." diyor. matrak bir durum yahu. 2) insana verilen değer sayıyla ilgiliymiş. tabii her insan değerlidir, eşsizdir; ancak bir yerde ne kadar az insan varsa ve bu insanlardan ne kadar azı sizin yapabildiklerinizi yapabiliyorsa o kadar kıymete biniyormuşsunuz. bu denklemde bir yanlışlık var ama dur bakalım... bir de bir yerdeki ekonomi insanların değerlerini belirlemede çok etkili bir rol oynuyormuş. ekonomi ne kadar iyiyse insanın değeri o kadar artıyormuş. bu denklemde de aynı yanlışlık var gibi...(burada birkaç dakika duraklama) buldum. bir örnekle açıklayayım: iki tane güzide, canayakın, işinin hakkını veren örtmenimiz olsun. bu iki örtmenden biri ekonomik olarak iyi, az insanın yaşadığı bir yerde bulunsun. diğeri ise çok insanın yaşadığı ve ekonomik olarak kötü durumda bir yerde bulunsun; daha doğrusu görev yapıyor olsun. bu iki örtmen de işleri gereği öğrencilerine aynı özeni göstersin, aynı değeri versin. çok insanın yaşadığı, ekonomik olarak kötü yerde bulunanın diğerinden daha zor bir işi başardığını düşünmemiz gerekir. yani bahsi geçen örtmenin hizmetinin ederi daha fazladır. ancak bu koşulları hesaba katacak bir düzenlemeniz yoksa ikisi de aynı maaşa razı olmak durumundalar. hatta az insanın yaşadığı ve ekonomik yönden iyi yerde bulunan örtmenin daha çok maaş alması olasıdır; çünkü o az insanlar örtmenliğin ve örtmenin değerini denklemin parametreleri doğrultusunda daha iyi bilecek ve onu ödüllendirmek isteyeceklerdir. böylece bu iki örtmen arasındaki değer-eder-maaş dengesi günden güne iyi koşullarda bulunana doğru evrilecektir. işte denklemdeki yanlışlık buradadır. 3) dershane benimle çalışmayı düşünmüyormuş. bunu böyle -zart- diye söylediler. yani insan önce bir "bak canım, sen iyi bir örtmensin ama gelecek yıl kadroda bir daraltmaya gitmeyi düşünüyoruz. diğer örtmenlerimizle senden uzun süredir birlikte çalışıyoruz. bu sebeple yola onlarla devam etmeyi denemek istiyoruz. eğer onlarla anlaşma sağlayamazsak seni tekrar düşüneceğimizden emin olabilirsin." der. nerede! bir de kalkmış bana: "senin stajyerliğin 10 eylülde kalkıyormuş ama yaz boyunca sadece sigortanı yatırırız, maaşını alamazsın. yine de ağustos ayında yapacağımız sınavlarda gözetmenlik verirsek görevinin başında olacaksın, tamam mı?" diyorlar. hem emeğimin ederini vermeyecekler hem de görevime devam etmemi söylüyorlar. 4) işverenler dandik oluyor canım. kafaları pek ekonomiye çalışmıyor. şöyle bir konuşma oldu örtmen arkadaşlarla aramızda: -gelecek sene kimseye zam yapılmayacakmış. bana böyle söylediler. -aa! bana da aynı şeyi söylediler. -bu yıl bir gün etüt yapıyorduk, gelecek yıl üç gün etüt yapmamızı istiyorlar. -bu bana da garip göründü. öğrenciler bir gün etüt yaptığımızda gelmiyorlardı, üç gün yaparsak sıkıntıdan patlarız. ve ben: "upwords, tabu falan getirirsiniz etütlere. canınız da sıkılmaz." -alemsin valla. ama fena fikir değil hani. ve yine ben: "arkadaşlar, belki fark etmedik ancak bu herifler gözümüzün içine baka baka: 'size para vermeyiz ama daha çok çalışırsınız.' diyorlar. biz de kek gibi ne yapsak diye düşünüyoruz." çok matrak bu dershane ortamı canım... | ||
|
|
||