|
23 Haziran 2010, Çarşamba
saat: 21:47
İstanbuldan gitmeye az kaldı. Kafam çok garip. Bıraktığım şeyleri yerinde bulamayacak gibi hissediyorum. Oysaki daha önce de çok daha uzun süre kaldığım yerlerden gitmiştim. İlkokul 4 sonunda istanbuldan merzifona, sonra orta sonda merzifondan istanbula, lise sonda sınavı kazanamayınca 1 sene yine merzifona. Sonra Kocaeline, tam 7 sene. Sonra bu aralar geçen sene istanbul ve yine merzifona gidiyorum. Bu hareketlerin çoğunun bir başarısızlık hikayesi olması çok canımı sıkıyor sanırım. Artık diploma ve askerlik ikilisini halledip, özgür olmak istiyorum. Dün yağmur yağarken dışarıyı izleyip bir sürü şey düşündüm, eskiyi yeniyi ileri geri gitti aklım. Yakın dediğim çoğu insanın şimdi nerde olduğunu bilmemek ne garip. Bu kadar hayat çevremizde dolanırken çoğu takıldığımız şey ufak aslında. Sonuçta ben şubat a kadar okul için gidiyorum, sonra da askere gideceğim. Belki ilk kez büyükken ve başka birşeyleri gerçekten isterken yolum kesiliyor. Şizofren olacağım galiba. -Ben de. bir yanım herşeye üzülüyor. Yağmur yağıyor üzülüyor, kedi görüyor üzülüyor, çocukken gittiğim fırını görüyor üzülüyor, prensesi görüyor üzülüyor, pizzacı dükkanı görüyor üzülüyor vs. Diğer yanım da işte, bunları atlat, artık düzgün yaşa diyor. dışarı çıkmak istediğinde çık, sevmek istediğini sev. az bekle diyor. İlk kez çalış hayatında, çalışmayı sev , çünkü başarmayı seviyorsun diyor. Haklı da yani. Sevmek nedir? Ne olursa olsun sizinle olmasını istemek mi? (mutsuz da olsa) Ne olursa olsun mutlu olmasını istemek mi? (sizsiz de olsa) Nasıl çalışmaya motive olacağım kimbilir ama olacağım, bu son şans, bu sene son. No fear,no pain nobody left to blame I'll try alone, make destiny my own... | ||
|
|
||