25 Haziran 2010, Cuma
saat: 17:39


Son hafta en üst seviyede yaşanmış olmakla beraber hayatımın en kötü ayını yaşamış olduğumu iddia ediyorum. Ama biliyorum ki hayatımın en kötü bir ayı değildi. Daha kötüsünü de yaşamıştım. Ama işte 3-5 gün önce kendi kendime şöyle dedim "Mutsuzum." Evet mutsuzdum. Fakat son derece sevimli bir şekilde mutluluğa ilk adımı atmış bulunuyorum. Problemler çözülmüş değil fakat benden beklenmeyecek olgunlukta bir takım davranışlar sergilemeye başladım. Başladığım andan beridir de mutluyum. Aslında mutsuz değildim de huzursuzdum. Hala huzursuzum. Küçük problemler var ama hepsi toplanıp 1 ediyorlar gibi. Şu an Harbiye'deyim bu arada.

Neyse özet geçecek olursam son 3 günüm okulda geçti. Boru değil hukukçu yetiştiriyorsunuz diye geçirdim içimden. Benim dallama okulum beni katakulliye getirip paracıklarımı yiyebileceğini zannetti. Olağanüstü zekam ve İdare Hukuku bilgilerim ışığında bütün problemi çözdüm tabi. Cin olmadan adam çarpmasın sevgili okulum. Ne kadar lanet bir okul olduğunu da fark etmiş oldum. 22 milyarlık idari dava açtı Yeşim okula. Tabi benimkinden apayrı bir durum. Bir sürü şey var.

Şimdi TOEFL denemesi oldum. Puanım bir hayli tatmin edici ama fotosentez sorusu sordukları zaman geriliyorum. Umarım çok çok iyi geçer sınavım yarın.

Neko'yu özlüyorum, şu an kalmakta olduğu yer de içimi acıtıyor. Neyse ki az kaldı. Başka yer de bakıyoruz. Yerde problem olduğundan değil de kimsenin içi rahat etmedi.

Son referans mektubunu da aldım. İçeriğini bilmediğim kapalı tek mektup bu. Acaba A Hoca'ya benim hakkımda kim iyi şeyler söyledi de adam "Bloodroses çok ilgi gören bir öğrenci" dedi. Belki de tesadüfen ağzından çıktı o laf. Bilemiyorum ama kendime saygımı kaybetmemem için AB Hukuku'ndan A getirmem lazımdı ve A- getirdim. Muhtemelen finalden 100 aldım, vizem 60 idi. Ama isteyince olduğunu bir kez daha gördüm. Milletin notları da hep aşağı çekmiş, kolay bir sınav değildi netekim. Buna binaen ve adam da beni tanıdığı için herhalde güzel şeyler yazmıştır. Buna ek olarak F Hocanın bana çok büyük bir iyilik yaptığını ve beni çok sevdiğini fark ettim. Diyeceğim o ki yavşak yavşak hocaların ayağına dolanmadan adam gibi ufacık da olsa çaba göstererek insanların saygısını ve sevgisini kazanmak mümkün. Hem de F Hoca'nın hayatımda çok önemli yeri var. Keşke bunları birinci sınıfta fark etseydim. Daha sorumluluk sahibi bir insan olsaymışım vakti zamanında GNO'm da daha yüksek olabilirmiş.

Eşya Hukukunu geçen sene diğer 5 dersle birlikte F'lemiştim. Onun mücadelesini verdim. Yeni yönetmelik beni bağlamıyor haliyle. 4 dersi verdim geçen seneden. Hatta Ticareti B ile verdim. Ticaret benim için hep zavallı, D'ye muhtaç bir dersti. Öyle değilmiş mesela. İşte dediğim gibi bir şeyleri geç fark ettim ama önemli değil. Nitekim geleceğimi henüz bir şey üzerine inşa etmiş değilim, tabi inşa etmek üzereyim. 4. sınıf dersinden kalmam diyordum ama MÖHUK'tan kaldım. 120 öğrenciden 97 kişi kaldı. O kadar kötü bir performansla 23 kişinin içine girsem terbiyesizlik olurdu. Neticede 2 dersten tek ders sınavına kaldım. Umarım hallederim, başaçıkarım.

Ha eski Serkan güncesini okudum. Dün okuldan çıkarken kart basmadan geçmek için karşıdan gelen adama elimle "1 saniye" diye sırıtıyorken arkasından gelen Serkan Bey'le göz göze geldim. Adamın suratında "napıyo lan bu" gibi bir ifade vardı fakat sıcak bir ifadeydi. O an anladım ki, yo dostum hayır sen bir kadın değilsin. Bu düşüncemin Serkan Bey'le ilgisi yok benim tavrımla ilgisi var. Zaten o an içimden "sikerler" dedim ve kendimde kadınlık adına düzeltmem gereken bir şey olmadığını fark ettim. Çünkü benim yapabileceğim bir şey yoktu, her şey zamanla olacaktı. En azından 4 sene önceki çömez değildim, bu süreç de farkında olmadan ilerleyecek bir süreçti. Pek muhterem Andree Michel'in kitabının da bilgisayarımın tam sağ tarafında olması da manidar. Ha ek olarak, şüphesiz Serkan Bey her zamanki gibi pek çekiciydi.

Hayatımda bu kadar keyifle günce yazdığımı hatırlamıyorum yahu.

istanbul
hosting