27 Haziran 2010, Pazar
saat: 12:41


Kapitalist değil ama, sosyalizmden git gide uzaklaştığımı fark ediyorum. Marksizm'e gönül vermiş biri olarak, bu durum içimi buruk yapmıyor değil.

Dünyanın en çok satan yazarı, ünlü girişimci Robert Kiyosaki'nin kitabı (Başkalarına Yardım Etmeyi Sevenler İçin İş Okulu) bu değişimde oldukça etkisini gösterdi.

"Ya para için çalışırsınız, ya da parayı kendiniz için çalıştırırsınız," diyor ve ekliyor Robert Kiyosaki; "Yoksul Babam çok okuyup, iyi notlar alıp, iyi bir işte çalışmamı söylerdi. Zengim Babam finans okuyup iyi bir satıcı olmamı."

Bize de okullarda öğretilen bu değil mi? Yıllarca okuyup, sabit bir işte sabah sekiz akşam beş çalışmak ve yaklaşık otuz yıl bu döngüyü devam ettirip sonrada emekli olmak...
Emekli olmak da, hayatını kurtardığın anlamına gelmiyor üstelik...

Hayır! Ben daha on bir yaşındayken buna karşı gelmiş; okuldan, okullarda verilen eğitimlerden sıkılmış çok sürmeden yarıda bırakmıştım.

Düşlerimde yaşattığım tek olgu özgürlüktü. Ne zaman ne yapacağıma "başkaları" değil, ben karar vermeliydim. Sosyalist fikirlerle tanıştıktan sonra özgürlüğe olan bağlılığım arttıkça kafamda birçok şey oturmaya başlamıştı. Kendi işimin patronu olup, maddi özgürlüğümü sağladıktan sonra da artık özgür olacağıma yürekten inanıyordum. Birkaç yıl içinde birçok girişimde bulundum. Çok paralarda kaybettim, ama dedim ya başaracağıma yürekten inanıyordum.

"İnanç görünmeyene inanmaktır. Eğer görünmeyene inanırsanız, başkalarının göremediklerini görürsünüz"

Ne olursa olsun asla vazgeçmemem gerektiğini biliyordum. Sadece hayallerime odaklandım.
Çünkü artık biliyordumki oturduğum yerden ahkam kesmek yerine okuyup, kendimi geliştirip dünyadaki değişime ayak uydurup maddi özgürlüğümü kazanmadan insanlara, insanlığa yardım edemeyeceğim.

İnandığım davadan vaz mı geçtim? Hayır, bunu demek istemiyorum tam olarak. Çünkü benim servet kazanıp, lüks bir hayatı düşlediğim olmadı hiç. İnsanlara yardım edebilmem için önce kendim başarmalıyımki, onlara yol gösterebileyim Robert Kiyosaki gibi. Sadece, sosyalistlerin ne kadar kalın kafalı olduğunun farkına varmak şaşırttı beni açıkcası. Hep eşitlik, özgürlük istiyorduk ama, bunun mücadelesini, neler yapmamız gerektiğini, ne gibi stratejiler uygulayacağımızı, bilmiyorduk. Sadece eleştiriyorduk durmaksızın...

Kişisel gelişim kitaplarına karşı ne önyargılıymışım meğer! Hayatımı bu denli değiştireceğine inanmıyordum! Değişmek, gelişmek ne kadar da güzelmiş. Dünyanın en başarılı insanlarının hayatlarını okudukça kendime çok kızıyorum. "Hayır"lardan korktuğumu, korkularımı yendiğim taktirde durdurulamaz bir insan olacağımı öğrendiğim gün hayatım bambaşka bir hal aldı ve bu değişim çok hoşuma gidiyor.

Hayat, gülünce daha güzel...



Haziran 2010, Bakırköy

istanbul
hosting