28 Haziran 2010, Pazartesi
saat: 02:22


Pazar temizliği esnasında bazanın derinliklerinden fırlayan bir dolu kağıt parçası; bünyesinde bulundukları koliyle beraber annem tarafından itinayla odamın en orta yerine terkedilmişti. Buradaki niyet, içlerinden gereksiz olanları ayrıştırıp, kapının önüne fırlatmamdı lakin hastaydım, yorgundum ve daha önemli işlerim vardı. Bilgisayar başına geri dönüp Spider Solitaire'e devam ettim.

Ardından Mata Hari'yi bitirdim.
Jack the Ripper'ı.

Ve the Godfather'a başlayıp, arabayla bir kaç pale ezdikten sonra, koliden uzaklaşmak adına dışarı çıktım.

Eve geri döndüm.
Biraz daha ilaç içtim.
Mallık senkronumuz tutsun diye kediye de aynı ilaçları verdim.

Telefon çaldı...

Gün içinde ağzımı yemek yemek için dahi kullanmamıştım fakat bu rutini bozmak zorundaydım.

Telefonu açmalı ve bağırmalıydım.

Doktor tutma içinde demiş ve stresten mümkün olduğunca kaçınmam gerektiğini eklemişti. Bense stresin tam göbeğinde ısrarla durup sağa sola bağrınmayı ondan kaçınmak zannediyordum.

Çığırmamla birlikte annemin odaya gelmesi uzun sürmedi.

Annemin ve "Ben sana söylemiştim böyle olacağını" bakışlarının.

Kapıyı kapatıp bilgisayarın başına geri döndüm. Hiçbir sorun yaşamayan ve hiçbirşeyin farkında olmayan salak rolümden gayet memnundum. Fakat koli sinirimi bozuyordu.

Annem değil ama ben biliyordum içinde ne olduğunu. Bazanın dibine itinayla onları tıkıştıran bendim ne de olsa.

Saklayabildiğim kadarıyla annemi saklamıştım o kolinin içine. Ondan gelenleri. Mektupları. Resimleri. Fotoğrafları.

Ne koleksiyonerlik merakım vardı, ne de tüm bunlara tekrar tekrar bakma isteğim. Ne akla hizmet bunca zamandır onları evde tutuyordum hiç bir fikrim yoktu.

Frets on Fire'ı açtım.
Koliyle kesişmekten, tüm notaları atladım.
Ortada koli yokkende bunu yaptığım gerçeğini gözardı ettim.

"Sikerim böyle işi! Klavyeyle gitar mı çalınırmış lan bebe gibi?" diyip malum hedefime yöneldim.

Koliyi açmamla birlikte annemin odaya gelmesi uzun sürmedi.

Annemin ve "Ben sana söylemiştim böyle olacağını" bakışlarının.

Kolinin içindelerdi ve...

Gülümsüyorlardı.

istanbul
hosting