28 Haziran 2010, Pazartesi
saat: 16:00


sona içiyordu
sonsuzluğuna içtiğini sanarak
çeşitli kadın gövdeleri arasında
onu arıyordu
bulamıyordu
buruşuk memelerle yer değişiyordu gördüğü her dişinin çıkıntısı..ruhu huzura ersin istiyordu..bu yüzden uyuşturuyordu kendini..gözleri kan kırmızı..bakışları donuk..
sevdiği biri vardı..sevdikleri vardı..onu sevenler vardı..görmüyordu
görmek istemektir bir yerde
uyumadan,zehirlemeden ,
herşeye rağmen
köpek gibi acı çeksen de görmek
yüzünü kaybediyordu giderek
ruhunun aynasından kaçıyordu
ona sonu,
sonunu anlatan herşeyden kaçıyordu
en başta da kendinden
duvarlar kurmuştu bunun için
sağlam,dimdik duvarlar
en zayıf anında yıktığını sandığı o duvarlar
şimdi en kutsal yerine -kalbine-girmişti
çıplağım dedi
değildi
çıplak bedenini hangi honolulu sahilinde
hangi bakire kıza
hangi fahişeye bıraktı bilinmez
hangi fantazinin ortasında kulaç attı
ten tene değdiği zaman aldığı hazzı
hangi çıplak ruhevinde kuruttu
kimi gördü gözü
kimi görmedi
kimi üzdü sözü
kimi bilmedi
kimi sildi
kimi yitirdi
kimi bitirdi

ben dedi,içti...o dedi,dikti..ben dedi gitti..ben dedi bitti...oysa
duvarların ardında bir hayat sızdı;
gül bahçesi kokan güneşli pencereden..
"vakit çok geç"dedi gene..saatini kurmayı unutmuştu çünkü kalbinin.tekrarı olmayan anların yansımasıydı belki.dejavu sandı..oysa geçmişi tekrar eden,masadaki kadehin ömrünün ortasına dökülüşüydü..
"yaş 35 yolun yarısı eder
dante gibi ortasındayiz ömrün"

bir akciğerine
bir karaciğerine çekti
çekti çekti
çekti
ömrünü

sona içiyordu
sonsuzluğa içtiğini sanarak
dibe vuruyordu
dibe vurarak kalkacağına
ne yazık, inananarak..

kızın bacaklarındaki endam,içini gıcıkladı..diğerinin kolu,öbürünün işvesi...sonra hatunun zoru..dilin kemiği,işin geyiği,duman arası,içki parası,gönül yarası vs vs..

o içerken,ben içkisiz sarhoşluğumun son demindeydim.dem bu..habersiz haberlerin demeci..görmeyen gözlerinden öperim.


istanbul