|
28 Haziran 2010, Pazartesi
saat: 20:27
Dün mükemmeldi.!. Tamamen tanıdıklardan oluşan koca bir şehirlerarası otobüsle yapılan 3 saatlik yolculuğun ardından bir köye indik sonunda,kapıda bizi bekleyen davul-zurna ekibiyle. Sessiz,sakin,terk edilmiş,araba gürültüsü olmayan,taş binalar olmayan tipik bir İç Anadolu köyüne gelmiştik. O kadar candandı ki insanlar büyük şehirde yaşadığım için kendime kızdım!.!Burda insanlar havalı,ukala,somurtkan iken burada insanlar candandı. Her zorluğa rağmen. Ciğerlerime dolan tezek kokusuyla,mutluydum.Buzalarla oynadım arazide,civcivleri kovaladım=). Hani şu saçma salak "Evcilik Oyunu"ndaki salak Kendi gibi "Cicişler,Cicişler" diye koştum civcivlerin peşinden=). Sonra dedemin doğduğu köye gittik annemle. Doğduğu evi gördüm kerpiçten yapılmış bir evdi. Ama çoktan harabe olmuştu. Ortaköy denilen yere gittim. Evet orası Ortaköy'dü ama boğaz manzarası yoktu,nargilesi yoktu,kumpiri de yoktu. Sadece bir camii,bir çeşme ve kırık dökük bir çocuk parkı vardı.Köyde az da olsa gördüğüm insanlar bana uzaydan gelmiş,tanımlanamayan biri,bir cisimmişim gibi bakıyorlardı.Oysa ben onlardan gelmiştim çok uzun yıllar önce. Anneannemlerin köy evinde çay içtik. Ben bahçeden marul,domates,salatalık topladım. Mis gibiydiler. Köy ekmeğiyle yedik afiyetle=)Sonra köy mezarlığına gittim ölen dedemin babasının ve annesinin mezarlarını gördüm,dua ettim. Ve şimdi yine duvarların içinde,egzoz dumanları eşliğinde devam ediyorum hayatıma!!! | ||
|
|
||