|
30 Haziran 2010, Çarşamba
saat: 02:12
gandhi nin muhtemelen tek bildigim sozu: be the change you want to see in the world.. yorumlu cevirim; değişim kendinde başlar. evet. bu bencilce bir yaklaşım bence. zira, bu değişim, bizim istediğimiz değişimdir, olması gereken değil. yalnız, olması gereken bir değişim yoktur. zira olsaydı, yine bir şeye bağlı olmalıydı, ki bu da bizim dışımızda bir şeyin bencilliği olurdu. bu mantıktan yola çıkarak, aynı zamanda, bu felsefeyi ilke edinmiş arkadaşlar, kendileri dışındakilerin mutluluğunu da düşünürler. burada küçük bir ironi yok değil. bu iki düşünce yapısı bir arada. benim hayal ettiğim dünya, benim doğru olarak nitelendirdiğim şeyler üstüne kurulu olmayacakta neyin üstüne kurulu olacak? peki benim doğru diye isimlendirdiğim şeylerin kullanışlı olup olmayacağını nasıl anlayacağız? bunu kim değerlendirecek? eğer yine birileri değerlendirirse, o zaman yine birilerinin fikirleri üzerinden ilerlemiş olmaz mıyız? oluruz. hem fikirleri değerlendirerek gideceksek, bu sefer çoğunluğun kararını mı dikkate alacağız? belki, ama bu mantıklı ya da yine "doğru" bir davranış olur mu? bazılarına göre olur. zira bazıları çoğunluğun verdiği kararı doğru olarak, ya da daha güzel bir ifade ile, yapılması gereken şey olarak algılar. burada hata payı olduğu kadar mantık payı da var. eğer biz, herkesi düşünerek hareket ediyorsak, burada "herkes" esasen bir topluluğu simgeliyor. e benim "herkes"imden kısıntılar olursa, ben diğerlerini mahrum bırakabilir miyim? hayır. peki ya beni desteklemeyenleri zorlayabilir miyim? teorik olarak evet, ancak istem ve amaç olarak hayır. demek ki birilerinin kararına kalmış bir konuda, doğru ya da kesin bir cevap bulunamaz. ancak birilerinin kararı dışında gerçekleşen, ve doğruluğu bilimsel yollarla ispatlanabilen şeyler var ise, bunlar doğru diye nitelendirilir. örneğin 2+2 nin 4 ettiği bir gerçektir. ancak bu bizim kararımıza kalmış değildir, esas fark budur. -- binlerce yıl yaşanmasına rağmen, her zaman çoğunluğun sözü dinlenmiş ve kararı alınmıştır. esasen burada çoğunluktan kasıt güçtür. en başta fiziksel güç. zira en temel mantıktan ilerlersek, sayıca fazla olan tarafın, sayıca az olan tarafa fiziksel üstünlüğü su götürmez bir gerçektir. tahminim ilk çağlardan bu yana, bu tarz kavga/dövüş mantığıyla ilerlendiğinden, çoğunluğun kararı göz önüne alınmaktadır. işin komik ve garip tarafı, bu tarz hoş karşılanmayacak bir tavrın şu an vazgeçilmez bir sistem olması, ve adına demokrasi denmesidir. evet, detaylı düşününce demokrasi dediğimiz sadece çoğunluğun karar verdiği bir sistemdir. ha.. şu ana kadar bahsettiklerim nşa modundaydı. yani normal şartlar altında ve eşit kişiler tarafından değerlendirildiğini düşündüm genellerken. ancak bizim hayatımızdaki demokraside kesinlikle eşit şartlar yoktur. zira karar veren herkes aynı seviyede değildir, dolayısıyla burada diyebiliriz ki, demokrasideki çoğunlukta amacından sapmıştır. şöyle yaklaşalım, seçimler, herhangi bir konuda, sadece siyasal bakmayalım, bir şeyleri daha iyi konuma getirmek için yapılır. daha kötü duruma getirmek için seçim yapılmaz. zira her seçimde vaadler vardır, her seçimde biri, diğerinin üstüne çıkmak için, seçmene bir şeyler vaadeder. dolayısıyla bu bağlamda seçimlerin, bir şeyleri geliştirmek için yapıldığını söyleyebiliriz. öncelikle şu ayrımı da yapalım, her seçimde demokratik bir yol izlenmemektedir. iki farklı kategoride incelenebilir bu konu: (bkz: oy birliği) (bkz. oy çokluğu) oy birliği, kararı veren herkesin pozitif/negatif yönde kararını ister. yani arada bir kişi, diğerlerine uymazsa, seçim gerçekleşmez. oy çokluğu ise öyle değildir. oy çokluğu, sadece çoğunluğa bakan, "demokratik" bir sistemdir. benim eleştirdiğim bölüm oy çokluğu bölümüdür. -- amacından sapmıştır dedim. evet, zira seçimler biraz önce de bahsettiğim gibi, bir şeyleri geliştirmek için yapılmaktadır. bu bir şeyleri geliştirmek için yapılan seçimlerin %99 unda (bilimsel verilere dayanmıyorum) oy sistemi, oy çokluğudur. yazının başında da belirttiğim gibi, bir şeyin gelişimine karar vermek, çoğunluğa ait olmamalıdır. zira o karar, o çoğunluğa aittir, ve o çoğunluğa yarayacaktır. o çoğunluk dışında kalanlar da o kararın etkisi altında kalmak zorundadır. dolayısıyla, o insanların da belirli bir karar alma yetkileri olmalıdır. aksi taktirde, kararın üstüne verildiği şey, herkesi tatmin etmeyecektir. -ki temel amaç, topluluğu tatmin etmektir, çoğunluğu değil. -- ama. herhangi bir toplulukta, çoğunluk (doğru ya da yanlış değil) mantıklı kararı almayabilir. alabilirde. bunu bilemeyiz. bunu öngöremeyizde. bu bağlamda mantıklı kararın da ne olduğu gayet tartışılabilir ancak çok uzayabilir + kendisi çok daha farklı bir mevzu. bu konuda topluluk üzerinde yetki sahibi olan insanların yapması gereken tek şey vardır. her insanın, özgür iradesi ile, objektif şekilde kararlar almasını sağlamaktır. bunu da, kendilerini düşünmeden, bencilce yaklaşımlar ve detaylı eğitim/öğretim ile gerçekleştirebilirler. ancak, günümüzde her alanda, herkesin kendini düşünmesi, bu tarz bir gelişime olanak sağlamamaktadır. -- unutmadan, surada da soyle bir hassasiyet mevcut. bir toplulukta, birilerinin objektif düsünürken, digerlerinin hala kendilerini düsünmesi cok tehlikelidir. zaten degisimi kendinde baslatan bireyler icin en zoru budur. zira, bu objektif düsünceleri, objektif sekilde yargilamaz bu benciller, kendi lehine cevirmeye calisirlar. bu yuzden, objektifligi saf bir sekilde yapmamak gerekir. zira objektiflik tam objektiflik olsa, zaten bu bencillerin, "bencil" oldukları kazili kalir zihinde. ama hümanizm denen sacmaligin kolesi olmamak gerekir. zira aciyi cektiren de, ceken de insandir en nihayetinde. maksat kimsenin aci cekmemesi ise, aci cekene degil, aci cektirene yaptirim uygulanir. zira mantikli olan budur. -- buraya kadar gelmisken, mehmet altan denen biri varmis, kendisi, "kürtlere istedikleri okullar verilse terör biter" gibi sacmasapan bir laf soylemis. ona da bir tas atmak istiyorum boylelikle. objektiflik ile ahmakligi karistirmak bunyede hasara neden olabilir dostlar. cok hosuma gidiyor bi yerden baslayip sora tum kafama gelenleri siralamak. sevgiler :) | ||
|
|
||