|
08 Temmuz 2010, Perşembe
saat: 02:05
"tutkulu sosyoloji" ann game ve andrew metcalfe.. uzun zamandır bu kadar keyifle kitap okumamıştım. olsa olsa böyle keyif aldığım sohbetler olmuştu. Kitabı okumaya başlamam, bir gece yatmadan önce tez konumdan farklı bir kitap okumak amacıyla, "boş bir zamanda" okumak için kitaplığımdan dışlayıp baş ucuma dizdiğim kitaplar arasından "tutkulu sosyoloji"yi almamla gerçekleşti. o boş zamanın tam içinde olduğumu farkederek gevşedim ve kitabı okumaya başladım. hala da okuyorum. Şuanda 79. sayfada, "... bedenler yazılan, temsil edilen, okunan ve yorumlanan şeylerdir." cümlesindeyim. böylelikle o cümleyi de okumuş oldum. her neyse, ardından gelen cümle, yazmaktan ziyade okuma isteğimi perçinledi. uyku da bir yandan bastırdı. kitapla gerçekleştirdiğim sohbeti sanırım henüz yazma kıvamına gelmemişim. ne yazıcağımı da unuttum. aslında sayfayı açtığımda tamamen başka bi konuda yazmayı düşünüyordum. sevdiğim insanların iyi hallerini görmekten duyduğum hoşnutluğu dile getirecektim. bugün gördüm ki insan biriyle bir şeyler paylaşmak istiyorsa, arada dağlar da olsa, aşılmaz sınırlar da çekilmiş olsa, bir yolunu bulup paylaşıyor. işte biz de burada yazarak yapıyoruz bunu kimi zaman. sorunsuz, kırgınlıksız, gizemli ve biraz da heyecanlı bir iletişim biçimi geliştiriyoruz. bunu gördüm bugün. mutluluk duydum. bunu bu şekilde dillendiriyor olmam büyüyü bozar mı bilmiyorum ama, işte tam da bu iletişim ağına güvenerek "tutkulu sosyoloji" kitabının can sıkıntısına iyi geleceğini düşünüyor ve kitabı canı sıkılan herkese -hayır, ilgisini çeken ve canı sıkılan herkese- öneriyorum. | ||
|
|
||