|
09 Temmuz 2010, Cuma
saat: 02:58
Ah bi yazabilsem beynimde dönen yüzlerce düşünceyi belki rahatlıcam...Ama sınırsız bir kabullenme hali içerisindeyim.Sanılmasın ki umursamaz bir kabullenmek bu. Mutsuzum, evet %85 oranda mutsuzum. Ama diğer taraftan hiçbir şey şaşırtmıyor artık beni.Ters giden hiçbir şey, yapılan hiçbir haksızlık, yediğim hiçbir kazık şaşırtmıyor. Eh hal böyleyken de isyanımın sesi çok cılız çıkıyor. Yahu bir insan 3 aydır tanıdığı bir insan için nasıl hayatında o zamana kadar sevdiği ve önem verdiği herkesi ama herkesi siler? Artık sevgili için arkadaş satma demagojisinden de geçtim, koymuyor da bu durum. Ama sadece bu nasıl bir düşünce biçimi ve ruh halidir çok merak ediyorum. Bilen, yaşayan varsa aynı şeyi bi anlatıverse? Bir diğer tarafta evet ben köşeye sıkıştığımda suçu astrolojiye atmaya iyi sardırdım ama içimdeki ikizler rahat durmuyor yine... Doyumsuzluk mu bu, sıkıntıdan mı? Belki de insan olmaktan başka şey değil, herkesin başına gelebilir ha? En iyimser ve işime geleni de bu olur. Tek başına da mutlu olabilen, hayattan zevk almayı tek başınayken de yapabilen bir insan olmak isterdim. Duygusal anlamda da değil,herhangi bir insan bahsettiğim. Ben mutluluğumu paylaşmadığım zaman ona sahip olamıyorum evet. Ben üzüntümü birine açmadığım zaman ömür billah kurtulamıyorum evet. Ve ben yer, zaman, insanlar, eşyalar, kokular...herşeye bağlanabiliyorum. Herşeyi yaptırın da yeter ki bir insanı hayatından çıkar demeyin bana. Hasta mıyım? Belki de... Neyse diğer bir dala konacak olursak. Birgün bana Alaaddin'in cini gelse ciddi anlamda dileyeceğim bişey buldum. Hayatımın nasıl sona ereceğini seçmek isticem. Babaannemin durumu o kadar kötü ki, ve buna rağmen o kalp inatla atıyor vücut inatla öyle bir direniyor ki, görmeye dayanamıyor insan... Beynimden seslerle yeniden birlikte olmak dileğiyle...Şimdilik esen kal güncecan. | ||
|
|
||