|
11 Temmuz 2010, Pazar
saat: 03:08
sultanahmet'e gittik maç izlemeye. keyifliydi ama cihangir'deki büyük ekran keyfi kadar iyi değildi. bir de taraftar uyuzdu biraz. en ateşliler bizdik. bana ne oluyorsa? mesut'un oyunu, bir de m.'ın pasaportu hatrına :) oradan karaköy'e kadar yürüyüp taksiye bindik. gece oraların manzarası bambaşka. zaten yeni cami'nin ışıklandırmasını pek seviyorum, bu bulutlu havada iyice güzel geldi. fazla melankoliğim ondan da olabilir tabi. geleneksel kızılkayalar ziyaretimizi de yaptık ama dürümü yediğimizden beri bende bir "tavuk ağrısı"dır sürüp gidiyor. şimdi nane limon yaptım kendime. bu gece sakin beyoğlu gecesi yaptık. ekranların neredeyse hepsinde çekilmiş gerek sarhoş gerekse ayık fotoğraflarımız var. eve dönüş yolunda aralık soğuğunda sabahın beşinde "ben şurada 5 dakka yatıp dinlenicem" dediğim bankımla vedalaştık bu gece. m. hatıra fotoğrafı bile çekti. şimdi ilk günlerde olduğu gibi ikimiz de ayrı bilgisayarlarda zaman geçiriyoruz. gerçi o zaman laptopım yoktu ya kitap okurdum ya kestirirdim. bugünse birlikte bu evde son gecemiz. m.'ın da dediği gibi bir "chapter"ın sonu. ne zaman görüşürüz acaba bir daha. herşey o kadar zor geliyor ki anlatamam. m. bir dahaki dünya kupası'na kadar sıkıntıdan 4 çocuk yapacağımı, d. abla ise seneye yaza istanbul'a geri döneceğimi düşünüyor. m.'ın beni daha iyi tanıdığını gözönüne alırsak durum vahim demektir. yarın zehirlenip nikahları ekmek istiyorum. böylece m.'la vakit geçiririm. çok mantıklı oldu değil mi? gecenin şarkısı: guns'n roses - live and let die | ||
|
|
||