|
12 Temmuz 2010, Pazartesi
saat: 10:39
güllük, sorunumun ne olduğunu sahiden anladığım noktada yukarı çıkabileceğimi biliyorum ama yani bunu isteyerek mi öteliyorum yoksa sahiden de şu sıra çözebilecek güçte kabiliyette değilim de o yüzden mi böyle oluyorum bak sahiden bilmiyorum. evet canım elbette içime oturmuş, çöreklenmiş benimle yaşayan bir ne idüğü belirsiz şiddet var.. ama bazen en mazoşist halimle bununla yaşamaktan da keyif almıyor değilim. yani çok da sorun etmiyorum aslında sorunlu olduğum gerçeğini ki yaşadığım her türlü detaya aynı yerden devam ediyorum ama zaten verdiğim bir ara da yoktu di mi?.. neyse, havalar güzel olu, cebimde biraz param olduğu sürece gerekli enerjiyi bulabiliyorum. ama artık evimi daha çok özlemeye başlıyorum. yani eskiden çok daha uzun vakit geçirebilirdim evimden uzakta ama şimdilerde geceyi, günü, her türlü aktiviteyi evimde noktalamak istiyorum. yok arkadaşlarımdan ayrılmaya gerek yok bunun için olmadı onları davet ediyorum. ama işte güllük. ne eksik? ha? ideal? plan? bir ama tek bir noktaya fokuslanmak? hmm evet bu olabilir zira bin tane şey geçiyor aklımdan.. aklımı çeliyorlar lan! ama yok aslında hem senin hem benim bildiğim bir şey var ki esas onu yapacağımdan eminim. ama bazen işte ben de kendimden korkuyorum.. yapamayacak olmaktan değil yapmamaktan korkuyorum. çünkü söz konusu kişi benim ya hani en ikna edici en güçlü bahanelerle savuşturabilir, tüm gücümle kendimi ikna eder ve hatta haklı bile bulabilirim.. başlayıp da sonunu getirdiğim şeylerin bir listesini yapmam lazım ki ne bok olduğumu anlayayım di mi? ahh salla ve dinle; serj tankian - empty walls "your empty walls... pretentious attention, dismissive aprehension.. don't waste your time, on coffins today.. when we decline, from the confines of our mind.. don't waste your time, on coffins today.." | ||
|
|
||