|
13 Temmuz 2010, Salı
saat: 09:21
Yeni bir mahalleye taşınıyorduk, daha doğrusu mahalle değil bir "siteydi" orası. Site, söylemesi bile güzeldi. Birkaç kere memur babamın sitede oturan bazı arkadaşlarına misafirliğe gitmiştik. Ne de güzeldi. Bizim mahalleye hiç benzemiyodu. Evlerin dışı ayrı içi ayrı güzeldi. Evin çocuk odasına kardeşimle birlikte girdiğimizde, oyuncak sepetinden önümüze dökülen rengarenk oyuncaklar karşısında nutkumuz tutulmuşa dönmüştük. Ranzayı da ilk orada görmüştüm. Tahtadan minicik merdivenle üst yatağa çıkıyordun. İnanılmaz çekici geliyordu bu bana. Gözlerimiz kapanıyordu artık, ama evde ki tahtadan dedemin yaptığı oyuncaklara dönmeden bu ışıltılı oyuncaklarla biraz daha fazla oynamaya çalışıyordum. Kalkıyorduk sonra misafirlikten. Eve dönmeden önce sitenin içinde ki çocuk parkını uykulu gözlerle seyrediyordum. Babama "bi kere sallansak ya?" dedim." Dur şimdi gecenin bu saatinde dedi." Bizi yolcu eden babamın arkadaşı birazda babamla birlikte içtikleri rakının etkisiyle "bırak sallansın çocuklar dedi." geceyarısından sonra ki bir saatte ilk defa sallancakta sallanıyordum. Park bizim için bir lükstü. Şehirden biraz uzakta ki mahallemizden çıkıp, babamın elini sımsıkı tutup gidiyorduk parka. Bizim mahallenin yakınında da iki tane eski sallancağın olduğu park gibi bi şey vardı ama babam orada abiler bira içiyor diye gitmemize çok kızıyordu. Ama bu sitede otursak, istediğimiz zaman parka geliriz, odamız ve oyuncaklarımız olur. Ranza bile alırız belki diye hayal ettim, salıncakla en uç noktaya gözlerim kapalı ulaşırken. Eve dönünce yatmadan önce balkonda sigara içen babamın yanına yaklaştım. Dedim "bizde taşınsak ya siteye? Hep çalışırım derslerime, kardeşimle hiç kavgada etmeyiz. Nolur babaa, taşınalım bizde?" Babam hiçbir şey demedi. Sigarasından derin bir nefes alıp gecenin karanlığına baktı sadece dumanı burnundan yavaşça salarken. Aradan uzunca zaman geçmişti, Taşınıyorduk işte, hayeller gerçek oluyordu. Bir odamız bile olucaktı, ama kardeşimle paylaşacaktık. Olsun ki, ne olacak sanki. Kasalı arabalarla taşındı eşyalar. Eşin dostun yardımıyla çıkarıldı yeni eve. Daha önce boş halini gördüğüm odamıza fırladım hemen. Aman Allah ' ım ne göreyim. "Ranza!!" Ranza almıştı babam bize.Süpriz yapmıştı. Sevinçten göklere uçtuk. Kardeşimle anında giriştiğimiz üstte ben yatıcam kavgasını babam tatlı sert merhametiyle bastırdı. Hep ona teşekkür ediyorduk, her şeyin için babamın etrafında pervane oluyorduk bu siteyle ilgili. Oysa ki orda bizi birkaç metre öteden izleyen annem akıl etmişti bu ranza işini.Site konusunda babama o baskı yapmıştı. Ama aklında hiç geçirmedi, bana hiç teşekkür etmediler diye. Sadece bizim sevincimiz onun mutluluğu oldu. Biz çocuktuk, o annemizdi.Garibanın mutluluğu tam olmaz ya, ranzayı getirenler içine konulacak yatağı getirmemişti. Ertesi güne kalmıştı, yapacak bi şey yoktu. Bir gece daha yıllaraca üstünde yattığımız salonda ki çekyatta yatacaktık. Suratımız düştü ama bi şey diyemedik. Çünkü babam yorgun olunca çok sinirli oluyordu. Gece yatmadan önce dayanamadım söyledim. "Babam orda yatayım ne olur? -oğlum yatağı yok, tahtada yatılmaz dedi. nolur baba bişe olmaz dedim. - iyi naparsan yap o zaman dedi". Yastığımı aldığım gibi fırladım, kardeşimi ranzanın merdivenlerinde yakaladım. Benden önce fırlamıştı. Abi olmanın verdiği kudretle o gece üst katta ben yattım. her ne kadar annem tahtanın üstüne battaniye sersede , ahşapın kokusunu alıyordum. Ahşapın kokusu, bana tahtadan yaptığı oyuncakların kokusunu hatırlattı. Kendi elleriyle ustalığını çocukları için yaptığı evini çocuklarının ve torunlarının terketmek için bu kadar çaba sarfetmesi ona çok koymuştu. Biz taşınırken yolcu etmeye bile çıkmadı. Babannemi de çıkartmadı. Perde arasından ağlayarak bakan babanneme kızıp perdeyi kapatmasını söylediğinde kendi gözlerininde yaşlı olduğunu biz hiç bilmedik. Biz çocuktuk, O dedemizdi. Bunların hepsini dedemin mezarımızın başına geldiğinde anlattıklarından sonra öğrenmmiştim. O kıyamet küçüğü deprem olduğunda siteye taşındığımıza pişman olmaya fırsat bulamadan can vermiştik hepimiz. Dedemin kendi elleriyle yaptığı ev dimdik ayakta kalırken koca sitemiz başımıza yıkılmıştı.Kardeşim, onu da görüyordum dedemin yanında. Gözleri ağlamaktan kıpkırmızı oluyordu her geldiğinde. Acaba diyordum, o gece onu alt katta yatırarak bilmeden ona kötülük mü ettim. Çok özlüyordu bizi.Bir tek o kalmıştı ailemizden geriye. Mezarımın içinden, mezarımın başındakilere bakıyordum. Üstümde tahtalar vardı. Ahşap kokuyordu, dedemin bana yaptığı oyuncaklar gibi. | ||
|
|
||