|
13 Temmuz 2010, Salı
saat: 12:50
Sana yazmayalı baya oldu biliyorum her zamanki gibi nereden başlayacağımı bilmiyorum. Nelerin değiştiğini görmek istiyorum. Evet bir nevi kullanacağım seni ama bu iki arkadaş arasında yapılan fedakarlık cinsinden bir kullanma. Cumartesi akşamı spontane Büyükada'ya gittim Elif'le birlikte, morali bozuktu en az benim moralimin bozukluğu kadar. Orada kalmaya karar verdik cebimde sanırım 350 civarı bir para vardı. Bir günlüğüne harika bir oda tuttum 200TL ona gitti cebimde 150TL civarı para kaldı. Akşam güzel bir rakı sofrasına oturduk pek konuşmadık sonra rakılardan her yudum alışımızda daha da güzelleşti herşey, konuştukta konuştuk. Çok iyi vakit geçirdik. Geceye kadar sesli, sessiz konuşmalar yaptık, meyhane sahibleri ile muhabbetler yaşadık. Otele sanırım gece 2-3 gibi döndük. Ertesi gün kalktığımda saati öğlen 1 gibi düşünüyorken, saat 9:30'u gösteriyordu. Elif'te o sırada kalkmış günün ilk sigarasını içmeye hazırlanıyordu. - Ben makinaya film almaya gidiyorum. Kahlavtıyı şimdi söylerim arada hallederler. Balkonda mı? - Balkonda ve filtre kahve. Yolda yürürken geri dönüşte çekeceğim güzel karelere baktım. Filmi aldım ve geri dönüşte çekeceğim yerleri çekmeye başladım. Otele vardığımda kahvaltı hazırdı. - Günaydın; rica etsem balkona çıkartırmısınız ve içecek olarak 2 adet fitre kahve rica ediyorum. - Tabi ki hallediyorum. - Çok teşekkürler. Balkonda, güzel manzarada kahvaltılar bitmiş. Günün ikinci sigaraları yakılırken sessizlik devam eder... - Saat kaç oldu? - Bilmiyorum. - Haydi bisiklet kiralayalım. - Ohh süper fikir. Bisikletlere atlanır ve tüm ada boydan boya bir tur gezilir haritaya bakılır güzel yerlerde durulur, gün boyunca 3-4-5-6-7. sigaralar içilir. Aralarda denize girilir. Hamaklarda biralar yudumlanır patatesler biraya meze olur da olur türk kahveleri içilir. Otele geri dönülür, eşyalar alınır, bisikletler iade edilir dünkü meyhaneye uğranılır Meyhane sahibi Recep Abi'nin kahve sözü vardı. - Saat kaç bir fikrin var mı? - Hiç bir fikrim yok. Biralar yudumlanır, muhabbet edilir. Kahveler gelir Recep Abi yanımıza oturur. Muhabbet devam eder kahveler biter. Hesaplar ödenir Recep Abi'ye teşekkür edilir. Adada ince bir tur yapılır bir iki yere girer çıkar. - Saat kaç oldu artık baksak mı kaçırmayalım vapuru? - Sorarız birazdan birini görürsek. - Pardon arkadaşım saatin kaç acaba? - 19:30 - Eyvah koşmamız lazım 10 dakka var. - Tamam... 5 dakika kala yetişiriz. Vapurda gün batımı eşliğinde uzun ve güzel bir yolculuk. Kabataş'a geldiğimizde taksiye atlanılır gelinir Cihangir'e. - Çok teşekkür ederim Caner, bugünü asla ututmayacağım. - Önemli değil, herzaman. Koşa koşa arkadaşların yanına indigo'ya gidilir. Herkez oradadır maç başlayalı 5 dakika geçmiştir. Herkez sakin maçı pek düşünen yok biraz yakında Hollanda'lı taraftarlar biraz daha yanda İspanyol gençler. Maç pek iyi geçmez, geyikler yapılır. İspanya uzatmalar da bir gol atar dünya kupasını kaldırır, maç biter insanlar kalkar. İspanyollar güler, Hollandalılar ağlar. Evlere gidilir. Biraz muhabbet edilir günün yorgunlu yatağa uzanmayla biter. Sabah güneş doğar... | ||
|
|
||