|
14 Temmuz 2010, Çarşamba
saat: 12:42
çok büyük bir genelleme yapacağım belki çok da büyük bir yanılgı olacak ve hatta o genellemeye girmediğim halde 'ankara insanı' diyerek kendimi de o genellemenin bir parçası yapacağım ancak gözlemim bu. ama yanlış ama doğru. bir sürü tiyatroyla resimle grafikle müzikle kısacası sanatla uğraşan arkadaşım var. bunların içinde çok başarılı olduğu halde silik duranları olduğu gibi başarısızlıktan ve kabızlıktan öldüğü halde inanılmaz ön planda olanları da var, e tabi kişilik meselesi göt yalayıcılık. neyse. selam olsun sizlere. gel gelelim demek istediğim bambaşka bir şey. ankara insanı bu tip konularda başarı elde ettiğinde ampül görünümlü armut gibi bir hal alıyor. hani armut ışık saçmaz ama ampüle benzer o yüzden kendini değerli zanneder ya, onun gibi. bir kasıntılık bir buldumculuk bir vay efendim ben ne oldumculuk bir onlara göre 'başarısız' olanı ezmeye yönelik laubali tavırlar vs. ama istanbul insanında yok bu kardeşim. elbette genellemeler bunlar olanlar vardır olmayanlar vardır ama ben çevremdekilere bakarak diyorum. illa ki doğum yeri ankara istanbul yazması değil derdim orada yetişmişlik. ankara insanında varolduğuna inanılan maksimum özgüven aslında onların inanılmaz bürokratik bir şehirde büyümelerine ve eğer kendilerini yetiştiremedilerse var olan tek bir özelliklerine tutunarak sanki anti egoistmiş gibi davranıp inanılmaz egolarını ön plana çıkarmalarına dayanıyor. çünkü ankara insanı en açığım dediği anda bile ÇOK kapalı. bak ankarayı çok severim istanbula değişmem o ayrı konu ama bu demek istediğim bambaşka bir şey. canım hocam musa hoca bir gün bana demişti ki, 'ingizliler garip insanlar seni sevip sevmediğini asla anlayamazsın.' aslında şimdi bakıyorum ankara insanı da böyle. o ona güler bu buna ama arkandan ne iş çevireceği belli olmaz. | ||
|
|
||