14 Temmuz 2010, Çarşamba
saat: 13:40


yine beklemedeyim.. ses-sizlik... "tesadüflere inan" diyen arkadaşımın verdiği gaz ile nefes alabildim biraz. bir de dün i. nin projesini konuşunca, öyle bir projede yer almış olmak inanılmaz keyiflendirdi uzun zaman sonra. sonuçlar oldukça tatmin edici, henüz bitmese de. bu ara başka birileri de kamera tutuşturmaya çalışıyor başka mevzulara son zamanlarda elime, aklımda ama daha zamanı var diyorum.. görüntü ve müzik, benlik ama tam anlamıyla odaklanmam gerek. çok zamanı var dediğim gibi, istiyorum ama gazla olmaz.

neyse, bu bekleme sürecinde gitme fikri iyice şekillenmeye başladı zihnimde e. sağolsun, master bahane üretmek şahane.. yaşamım risklerle bezenmiş, ne farkeder benim için?
"sen bir git, ben ardından geleceğim" diyorum ama bakalım, hayat kıçının hangi noktasından tükürüklü kahkahalar atacak şahsıma da neler yapabileceğim, göreceğiz.
oldukça zor geliyor, yorgunum diyorum "sikerim yorgunlugunu" diyor ve ekliyor "silkin, kendine gel ve peşime takıl". ardından kahkaha atıyorum "yazık oldu bize" diyerek. kendisinden öğrendim. ondan öğrendim deyince o. geldi aklıma.. iki dostun arasına girmiş gibi hissettim kendimi lanetli bünyemle.. onların kavga ettiği gün ben o. ile neden buluştum da geceyi onunla geçirdim bilemiyorum. ama e. ye yaptığı gibi bana da yaptı yapacağını, sayesinde hem uykusuz hem kendimi hayatımda hissetmediğim kadar berbat hissettim.. iyi mi oldu? harika oldu, gözüm açıldı yeniden. şimdi ne e. ne ben konuşuyoruz onunla. gerçi benim tanıştığım gün son günüm oldu zaten kendisiyle, önemi yok. zaten gitme planlarından da sildi kendini.

Şu son bir kaç ayda hayatıma giren çükübik cumhuriyetleri.. tiksindim hepsinden, biri hariç. demek istediğim şu bir kaç aylık süre içerisinde sadece bir tane "insan" tanıyabilmişim. yine de bir takım gerçekleri değiştirmiyor bu. telefon çalıyor; -sıkıldım kadın, -azdım kadın, -huzurum yok kadın, - huzurumsun kadın, - huzurunum kadın, -yorgunum kadın, -gülümse kadın, - süpersin kadın.. ardından ifadesizliğim herşeyi batırdı, konuşmak yerine yazabilseydim herşeyi belki kırıldığımı anlayabilirlerdi diyorum. aslında yersiz olmayan öfkem çok yanılttı onları, anlayamadılar doğal olarak..kaçtım. nedenini sorduklarında "sessizlikte huzur var" dedim, duyamadılar. neyse sikimsonik bünyelerin her birini kendi ahkamlarıyla temizledim ayaklarımın altından, pir i pak vaziyette her yer. ama ne yalan söyleyeyim özlüyorum. ama özlemini duyduğum onlar gibi acımasız olabilmek, doyumsuz bir hissiyat canavarı olarak karşımda duranın tüm benliğine, etine tecavüz ederek kendimi tatmin etmek.
neyseki duygusal(!?) fırtınalarım dindi de sakinliğe yelken açabildim biraz.. yalnızlığımı aldatmak istemesem de nefesimle boğduğum her dakika eksikliğini hissediyorum.
neyin? emin değilim..

zaten neyin ne olduğunu idrak edemiyorum artık.. bunca sene enerjimi, tüm motivasyonumu başkalarına harcamanın yarattığı bu yorgunluk ve kırgınlığın çaresi yok sadece biraz pansuman yapabilirim. ama pansumanı yapabilmem için dürtülmeye ihtiyacım var.
dürtecek insanları da istemsizce içinde bulunduğum aksi davranışlarımla öteledim. aşırı duygusal olmanın sonuçları hepsi..

artık kendimi tanıyamıyorum ama toparlanmaktaymış gibi yaşıyorum günleri. güneşin iğrenç parlaklığından kamaşıp sulanan gözlerim sebebiyle farkında olmadan yine koca bir yanılsama balonu içine de adım atmış olabilirim..
emin değilim, hiçbir şeyden olamadığım gibi.

neyse sıkıldım..

inadına kahve, inadına sigara.. yine de
sarhoş olmak istiyorum, ayaklarım denizin sakinliğiyle oynaşırken..

sanırım tüm misyonum, insanların tüm sıkıntı ve acısını sırtlanıp dolayısı ile kendilerini rahatlatmak, mutlu edip huzur ve gaz ile motive etmek.. ardından ne kadar harika yol aldıklarını gözlemleyip arkalarından tebessüm etmek.
ama ya ben?

diyebilseydim eğer... farklı mıydı şimdi bir takım şeyler?


belki bir gün..


şimdi biraz yorgunum, sıcak tenimi tırmalıyor ve aklım kaçtı.



istanbul
hosting