|
15 Temmuz 2010, Perşembe
saat: 13:56
Hayatla ilk ciddi yüzleşmem, Medine ile olmuştu. Bir arkadaş toplantısında Medinenin saçını başını yolup bırakmak isteyecek ve o noktaya gelecek kadar kola veya gazoz içmiştim. Alkole bir ddüşkünlüğüm yoktu, 9 yaşındaydım. Medineyle bu katharsis saç baş dövüşünün ardından, kardeşimin 5 yaşında falan bağırarak ablaaee diye ağlaması sonucu, ortamda duygusal bir hava esti. Sonra sarılarak herkes ağlamış ve Medineyle de sessizce bir kaç gün okulda görünmeme kararı almıştık. Sonra buna benzer bir olay, 17 yaşıma doğru geldi. Aşağılara doğru indiğimde görenin çığ sanabileceği bir ebattaydım, yalnızca kurstaki edebiyat hocamız adnan bey ve benim telefonumuz yoktu. Bunun dışında adnan bey de tıknaz ve her edebiyat meraklısı gibi çok terleyen biriydi. Kursta, bir kaç milletvekili ve bir kaç en az onlar kadar önemli adamın kızları vardı. Bir de mazhar. Mazhar, kanadada değişim programından gelmiş, uzun boylu biraz friendsteki tipe benzerdi. Çalışkandı. Rotary klübündeydi. Neyse bu kızlar, sanıyorum bir ezan sırasında ben bacak bacak üstüne attığım için beni önceden belirlenmiş ve planlanmış bir tavırla uyardılar. Ben, kavga sevmediğimden ve mazharın gözündeki zaten olağan noktamdan çok uzak olduğumdan denileni hemen yaptım. Adnan beyin dersiydi. Adnan ve benim ortak olarak bu kızlardan çok korkma gibi bir alışkanlığımız vardı. Yine de bana hayal kırıklığına uğramış bir şekilde baktı. Aradan biraz zaman geçti, benin bir nokia 5110um oldu. Hiöç bir arkadaşımın cep telefonu yoktu ve ben mesajlaşa mesaşlaşa neredeyse bir armatörün oğlunu ayartmaya çalışıyordum. Bunlar, yine bir ezan sonrası, bana şöyle bir baktılar. Cebimde telefonum olduğu için, adnanla zaten ayrılmıştık. Bacak bacak üstünden indirdim tekrar. Bunlar beğenmemiş olacaklar ki teneffüste bir kaç kişi daha çoğalarak arkamdan şunun saçını çeksek ya, birak ya garibi, sen çıkılta görecen falan diye...beni hafif itekleyerek-belki de tüm bunları ben istedim- girişte sıkıştırıp ayağımı denk almamı söylemişlerdi. Allahım, bütün bu olanlar Mazharla ilgiliydi. O da beni seviyordu ve bu kızlara söylemişti. Bunu düşündükten bir dakika sonra doğru olamayacağını anlayarak gerçekle yüzleştim. kardeşim-, altındağda ne kadar delikanlı gurbet çocuğu, halk dansçıları falan toplayıp ertesi gün benim dersane çıkışıma gelmişti. Ondan sonrasında, bizim oralarda ezan bile duyulmadı ve mazhar da hiçbirimize varmadı. Kardeşim evlendi. Hocasıymış kocası olmuş. Holiwud filmlerindeki kadar olmasa da dokunaklı ve yoğun bir ankara yaşadım. Sanki yağmur yağsa artık ıslanmazsın gibi. İstanbula geldim, hükümet konağına girdim, canlı bomba görünüründeki fotoğrafımı vererek yeni bir cüzdan ve tanımadığım bir kardeş kazandım. Tam olarak nasıl bir dönem bilemiyorum ama her yanım dış gebeymiş gibi. | ||
|
|
||