|
15 Temmuz 2010, Perşembe
saat: 19:38
Bugün Valide Sultan hazretlerini memleketine yolladık. Bu yazının bir kahveye arkadaş Creedence Clearwater Revival ile yazıldığı sıralarda servise binmiş olmalı. Ancak kardeşim bu yolculuk kavramı ne çok ritüele sahip bir zamazingo! Valiz hazırlamak, valiz hazırlanırken illa ki kullanılacak don-fanila ve bilimum ıvır zıvırın yanısıra sıcak olur diye iki kıyafet, eskaza doğa ananın tersine gelir de soğuk olursa diye iki kalın bir şey atmak zorundasınız. Üstüne şarj makinası, telefon, fotoğraf makinası, fotoğraf makinasının şarjı gibi ekstra şeyler de tıkıştırılmak zorunda kenara köşeye. Hele bir de günümüzde bizim gibi gençlerin her tarafı vıcıl vıcıl elektromanyetik dalga olduğundan ötürü şarj makinasının şarjı gibi microsoftmatik durumlar da ortaya çıkmıyor değil. Eskaza yolculuk her zaman tatil beldesine yapılacak değil a. Üniversite sonunda ve başında yapılan tas tarak toplanması vasıtasıyla yapılanlar da var. 2 çekçek valiz 1 sırt çantası götür bizi Varan amca diyardan diyara. Gidişi hadi neyse de, "Ulan bu sefer geçen seneki gibi dönmüyücem!" denilerek minimal alınan kıyafet, kitap ve ıvır zıvır sene içinde yapılan git geller ile geçen senekine eş bir hale getirilerek sene sonunda toplanan ve kaldırılamayıp "Hassiktir!" denilen valiz haline geliyor. Üstüne pc aksesuarları, monitör, kasa, klavye ot ve boku sanki kral Süleymanvari bir hale getiriyor insanı. Taksiciler de ayrı tırt, gidersin pis pis bakar sanki kendisi taşıyacak Hacettepe'den Varan terminaline. Yurtdışı yolculukları daha belalı. Yurtiçinde en azından evdekini gidilen yerin kerbela gibi bir yer olmadığına ikna edebiliyorsunuz, en kötü gidip görmüşlüğü, az biraz yaşamışlığı var. Ya yurtdışı? "Orada bulamazsın" denilerek çifter çifter konulan çorapların beş tanesi 1 euro yahu! Anlatılamaz da, okul var, eh okul varsa elektrik de vardır su da vardır, bunlar varsa ticaret de yapılıyordur en kötü? diyemiyorsunuz. Yani diyorsunuz da karşı taraf duymak gibi bir eylem yapmadığından ötürü bir boka yaramıyor. Ki bir de o valizi havaalanında açmanız, içindeki laptobun bir bomba değil de ondan daha tehlikeli Diablo 2 canavarı bir makina olduğunu kanıtlamanız gerekir. "Nası yani" demeyin 10 tane koreli genç öldü Diablo kesmek uğruna. Sonra da o zaten doluluktan dikdörtgenden ziyade küresel bir hale gelmiş sırtçantasını tekrardan toplamak. Ama gel de anlat bunu orada size potansiyel kaçakçı gözüyle bakan polis ablaya bunu. saat: 20:19 Sonisphere hakkında birşey yazmadım. Her ne kadar normal şartlar altında ve basınçta blogspot ve tumblr'a yazsam da bugün güncem'e kıyak geçeyim. Her ne kadar kahveye arkadaş bir sigara eşliğinde yazılan bu satırlar 2. günceyi oluşturacak olsa da. Neyse, çarşambayı sel aldı, inönüyü de insan seli aldı aslında. Tabii bunu türküye dökebilecek kalibre ve kalitede sanatçı insanlar metalci olmadığından ötürü asla bilinmeyecek bir türkünün konusu oldu bu tabii. Üç gün boyunca zamanında, ve hala, metal tanrıları olarak addettiğimiz insanları sahnede görme şerefine eriştik. Megadeth, Slayer, Metallica falan filan. Zaten biliyorsunuzdur, millet elde dijital fotoğraf makinaları ile şakkıdı şukkudu çektiği için hem grafiksel hem de yazısal kanıtlar gani gani bulunmakta bu internetsel ortamlarda. Benim takıldığım olay gelen kitle oldu doğal olarak. Doğal olarak zira takılacak başka bir şey yoktu kendi adıma. Sosyolog değil de sahneci olsam Line arraylara takılırdım, kaç robot olduğunu sayardım sahne aparatlarını incelerdim. Değilim, incelemedim. Hem çok genç, yanımdaki yöremdeki bilimum kel, fodul ve sakallı tiplerin "jailbait" sıfatı ile etiketledikleri, insanların yanısıra artık saçları beyazlamış veya çoluk çocuğa karışmış insanlar da vardı. Bu bir açıdan çok nadir görülecek görüntülerin olmasına da sebep oldu nitekim. Baba oğul, baba kız gelen metalciler görmüş bulunduk bu sayede. Veya her boktan şarkıda pogo denilen abuk, abuk olduğu kadar da anlamsız pseudo adam dövme aktivitesini yapmaya çalışan gençlerimiz tabir-i caizse enselerinden yaşlıları tarafından tutularak "Manowar'da pogo yapılmaz headbang yapılır" nidaları ile uyarılandılar. Güzel böyle şeyleri görmek, günümüzde metal denilen müzik popülerleşip dandikleşme eğilimine (geğirerek elektrogitarsal melodilere uygunsuz şeyler çığrınmak metal değildir arkadaşım) karşı altkültürün içinde hala bir şeylerin olduğuna işaretti. Veya ben yaşlandım artık... | ||
|
|
||