|
17 Temmuz 2010, Cumartesi
saat: 13:08
2 sene önce, pasaportumu çaldırdığım, kimliksiz ve parasız dünyanın bir köşesinde sıkışıp kaldığım, üzerine istanbul'a indiğimde kısa süreli bir gözaltına alınma ve salınıverme macerası yaşadığım o sıkıntılı dönemlerin artık bittiğini düşünürken sabah 6 treni ile evime dönüyordum. İzmir'den aldığım şu ıslak top keki ağzıma attığım zaman bir süre sonra boğulmak üzere olacağımı düşünmediğimden yaşadıklarımdan şikayet etmeye devam ediyordum haliyle. O ıslak kek boğazıma yapışıp kaldığında ve beni boğmak üzere olanın aslında tüm bu şikayetlerim olduğunu farkettiğimde içime doğan o pişmanlık hissini anlatamam. O beş saniyelik can çekişme anında tüm şikayetlerim, tüm hırslarım, tüm yalanlarım boğazımı tıkayıp beni boğmaya çalışırken, gözümden bir damla yaş aktı, çok pişmandım. Bu kadar mı kördüm ben? Sabahın 6sında italya'nın küçük bir kasabasına doğru ilerleyen bomboş bir trende ölüsü bulunacak bir Türk kızı olucaktım ve az önce farkettiğim hatalarımı telafi edicek zamanım olmayacaktı. İşte tam o sırada, artık sanırım bilincimi kaybetmek üzere iken bugün hala hayal mi gerçek mi olduğunu bilmediğim bir şey oldu. Bomboş olduğundan emin olduğum o vagondan elinde su şişesi olan bir adam geçti ya da bir kadındı. Yüzünü görmedim, sesini duymadım, sadece elinde bir su şişesi gördüm. O kişi bana çantamda bulunan su şişesinin varlığını hatırlatmak için, bana farkettiklerim ile yaşama fırsatını sunmak için oradaydı. Çantamdan çıkardığım su şişesini kafama diktiğim anda hayatımda hiç kusmadığım kadar kusmaya başladım, kan kusmak böyle bir şeymiş. Paramparça olmuş boğazımın acısı ile bir hafta konuşamadım, zaten o an farkettiklerimi sindirebilmem için bir süre Susmalıydım. İşte şimdi yine susma vakti benim için, kalp kırmak istemiyorum. Her şey çok güzel olucak. sadece sabretmeyi bilmeli insan. hiçbir politik, dini, veya felsefi sistem, toplumu dışarıdan değiştiremez. bizi dünya çapında bir iyileştirmeye tabi tutup, daha anlayışlı, daha samimi ve daha mutlu bir uygarlık haline getirebilecek yegane şey, yalnızca bireysel bir devrim, her kişinin tek tek, hücre hücre, psikolojik bir tekrar doğumu, benliğinin yaralarının sarılmasıdır. | ||
|
|
||