|
18 Temmuz 2010, Pazar
saat: 12:18
"..in the midnight hour she cried "(no)more, (no)more, (no)more" with a rebel yell she cried; "(no)more, (no)more, (no)more"" bir kez daha ikna etti beni yaşamım; kimse kimseden üstün(!) değil ama herkes birbirinden aşağılık, her konuda. çok uykusuzum, ama şikayetçi değilim. ruhumun kıvranışlarından olmadığım gibi. ıkınma ve sıkılmalarım vaka sonraları sadece acı kanıma işleyene kadar olan süreçte, beslenme aşamasında yani.. ardından kocaman bir ağaç oluveriyorum ya, herkes yaslanıyor, gölgemin kanatlarına sığınıyor ama yaşadığımın farkında olan yok. "öyle madem, bundan sonra hiçbir şeyim hakkında konuşmayacağım" dedim kendi kendime. özellikle de iş mevzularında, kesinlikle. dün gece, farkında olduğum ama artık unutmaya başladığım kendi gerçeklerimle hayatımın ayarlarını veren arkadaşlarım, bugün bana bisiklet getirecekler. aslında daha zamanı vardı bakımdaydı alet lakin dün sabaha kadar içinden bağırıp çağırdığım ruhumun baloncuklarına onları da biraz sokmuş olacağım ki nefes almakta zorluk çektiğim gerçeğini kavrayıp biraz rahatlatma endişesine girdiler. stdyoda kalmam da bu anlamda iyi oldu dün gece, ki eve onunla zaten gidip gelemem. duramıyorum artık yerimde.. ve artık daha çok saçmalamak istiyor muyum yazıp sıçarak? bilmiyorum.. zaten sıkıldım. | ||
|
|
||