20 Temmuz 2010, Salı
saat: 22:26


çözümlemesi kolay olmaması dışında yorum yaparken de kendimi paranoyaya doğru sürüklediğim zamanlar da oldu.ne istediğini bilmemesi ve karşısındakinin ona ne tür bişy vermesi gerektiğide muamma.çözülmesi zorunlu bişy olup olmadığıda başka bi soru benm için.burada bir kişi sözkonusu fakat onu çözmeye çalışmak onun özgürlüğünü kısıtlamak anlamınada gelebilir. fakat her geçen gün kötüye gittiğide bi gerçek.dünyada 6milyara yakın insanın yaşadığını düşünmek onun için bi başlangıç sayılabilir tabiki anlamalı ilk önce.daha sonra geçmişini sağ tarafa koymalı diğer insanlardan aldığı otobiyografi örneklerini sol tarafa.belki hipokondriyak durumuna yardımcı olabilir veya depresyona iyi gelebilir.herkesin zamanında yaptığı veya yapacak olduğu bişyden bu kadar kaçması da anlamsız.yastığa sarılıp ağlama yaşının geçtiğinide aklının bir köşesinde taşıyarak tabiki.olgunluğun derecesi değil belki her yaşta sarılınabilir yastığa fakat yastıkla yaşanmaz.özgürlüğün en başta gelen engelleyicisi konumundaki sinir haplarıyla hiç yaşanmaz belkide.deliliğin tarifi nedirki bilen olduğunu zannetmiorm,veya herkesin bir bildiği vardır.uyanmalı, neden daha önce uyanmadım pişmanlığına kurban gitmemek için.uyandığında rüyasındaki bütün hayal ürünlerinin gerçek hayattada birer örneğini bulabiliceği gerçeğiyle.aynaya biraz daha iyimser ve cesur bakabilmeli gittiği her yerde ayna görmemek için.kaşığı ağzına götürürken yansımasında gördüğü dudağından korkmamalı.herkes korkabilir fakat herkesten daha fazla korkmamalı

istanbul