|
24 Temmuz 2010, Cumartesi
saat: 12:08
Şu an rahatlamış olmam gerekirken, inanılmaz bir hissizliğe bürünmüş vaziyette oturuyorum. Kuruntu olduğunun bilincinde olmak gerginliğin yanıma yanaşıp aklımı taciz etmesini engellemiş olmalı ki tatmin olamadım. beni zaten hiçbir şey tatmin etmiyor ki. Ve bu tatminsizlik nefes aldığım müddetçe ne düşük yüzümün toparlanmasına izin verecek ne de ruhuma saplana saplana oluşan yarıkların küçülmesi için anlamsız hataları yapmamamı engelleyebilecek. Adım gibi biliyorum.. O çok sevilen pis güneşin altında yürüyüp, düşünmeye çalışırken önüme çıkan scooterlı çocuğun (çocuk dediğim 20 li yaşlarında insan evladı elbette) durup "geç teyze" diyerek yol vermesi omuzlarımın üzerinde kaynamakta olan düşünce kazanıma bir kepçe atıverdi. Ayılıp arkasından saftirikçe "teyze mi?" demiş olmam neyi değiştirir ki? nasıl gudubet bir ifade taktıysam artık farkında olmadan çıkarıp atamıyorum da. N'oluyor, ne teyzesi ya? kırgınlığım tıpkı bu şekilde insanların kıçlarına bakar vaziyette kalakaldığından hep, kimse farketmiyor. Kimse kırılıyor olduğuma imkan da vermiyor. daha çok üzüyor halbuki bu beni. neyse, kahve içeyim en iyisi. zira geldiğimde ortalığı tozutturan enerjim şu an sıfırlanmak üzere.. | ||
|
|
||