25 Temmuz 2010, Pazar
saat: 22:41


Fiziksel işsiz güçsüzlüğümde benim için en önemli uyarıcı, cinsel dürtülerin düzenli kışkırtılmasından başka bir şey değil. İster şaş, ister şaşma, böyledir bu. Oysa son zamanlara kadar hiçbir şeyin farkında değildim. Ama şimdi görüyorum. Bu yüzden de kimsenin bunu görmemesi, bazılarının o bayan gibi saçma sapan şeyler söylemesi acı veriyor bana.
Bugün yolculuğumda demiryolu kenarından geçerken çalışanları görüyorum, demiryolu işçileri. Çalışırken daha iyi şeyler yerler mi? Pilav, yarım kilo et... Yedikleri eti on altı saat el arabasıyla beş yüz kiloluk taşları taşıyarak eritirler. Böyledir galiba onların yaşamı. Ama benim mideye indirdiğim bir kilo et, balık, türlü türlü yiyecekler, içki nereye gidecek? Duygusal aşırılıklara. Oraya gidiyorsa emniyet subabı açık demektir, sorun yoktur. Ama benim yaptığım gibi subabı bi ara kaparsanız, düzmece yaşamımızın prizmasından geçerek en katışıksız çeşidinden aşka dönüşen uyarılma o anda başlar. İşte herkes gibi aşık olmuştum. Gerçekten benim bu aşkım, boş yaşamım sonucu aldığım aşırı yiyeceklerin sonucuydu. Bir yanda sevgilimin o ince belini saran giysiler, spot ışıklarının altında yürüyüşlerimiz vb. olmasaydı, öte yandan bende normal bir insan olarak çalışmam için gerekli olduğu kadar yemek yemiş olsaydım, emniyet subabım açık olsaydı, o anda rastlantı sonucu kapanmış olmasaydı yani... aşık olmazdım, hiçbir şey de olmazdı.

.Başlangıç.
(2007 ilkbahar günleri)




 
hosting