|
27 Temmuz 2010, Salı
saat: 01:43
Tanrı, her güzel şeyden az sayıda veriyor. Bu bir yakınma yada isyan etme değil. Sadece biz güzel şeylerin kıymetini bilmiyoruz. Evet ablam artık evli. Bi ton aksiliklere rağmen (benim olduğum yerde aksilik olmazsa olmaz zaten) artık evli ve artık bizimle değil. Çok mutlu olduğunu biliyorum, çünkü sevdiği adamla evlendi. Ve sevdiği adam da adam gibi adam. Ne benim ne de annemin gözü arkada değil. Herkes biliyor ki, en az bizim kadar iyi bakacak ona. İnanılmaz yorgunum, kendi düğünüm olsa bu kadar yorulmazdım sanırım. Tatlı yorgunluk bunlar biliyorum. Nikah Anı defteri yapmışlar. En son ben yazdım. Nereye nereye yazim derken, boş bırakılan ilk sayfaya yazdım (: boş kalır normalde o sayfa ancak konu bensem boş kalmaz. Yazarken gözlerim doldu, yine içime akıttım göz yaşlarımı.Eminim okurken ablam ağlayacaktır ve tabi ki gülecektir. Ben böyleyim işte, ağlatırken bile güldürebilmeyim sevdiklerimi. Gayet duygusal giden yazının en sonuna şöyle bi giriş yaptım Enişte bu sözlerim sana! Dikkatli oku (: muzipim işte. Büyemeyen koca bir bebek. Babam göremedi ilk göz ağrısının evlendiğini, aslında görüyor. yanımızda da olsaydı ne güzel olurdu. Amcam geldi fotoğraf çekinirken baktım da, Aynı babam. Yine doldu gözler yine içime akıttım. Çok ağladı annem. Hele öyle bi eşeklik ettim ki sorma. Üstümü giymiş kan ter içinde vantilatörün önünde soğumaya çalışıyordum annemde yanımda oturuyordu. Asıktı yüzü, eğlendirmek için ağlamak yok di mi ana dememle ağlamaya başladı, arkamda eniştenin annesi, ablası filan vardı. Hay ağzıma sıçım dedim annemi sakinleştirmeye çalışırken arkama bi döndüm onlarda ağlıyor. bu sefer ağzımı sikim dedim içimden tabi. Napıcamı şaşırdım. Ne diyeceğimi... Kazasız belasız atlattık. Şimdi ablam İzmir'de. Kocasının yanında. Yeni ailesinin yanında. Bizde Anamla baş başa kaldık. Herkes gitti bi biz kaldık. Bi anam kaldı yani. Ablamlar gitti, babam gitti. Bi o kaldı. Doğduğumda ilk o vardı, şimdi de bi tek o var. Allah ona uzun uzun ömürler versin. Oda giderse naparım bilmiyorum. Kötü bi huyum var hatta iğrenç bi huyum. Aklıma geliyor bazen annemde giderse diye. Korkuyorum. Yalnız kalmaktan değil, biliyorum çünkü insan hep yalnızdır. Sonra da diyorum ki neler düşünüyorsun herif diye kendime kızıyorum... Rüya gibi üç gün yaşadım dedim. Acısıyla tatlısıyla unutamayacağım üç gün. Tüm hafızam silinse dahi hatırlayacağım. Evet tabi ki bundan en büyük etken Ay Kadını. Üç gün hep yanyanadık. Allah razı olsun bizimle beraber oda koşturdu. 10 yıllık dostum dediğim adam bile arayıp bi ihtiyacın var mı diye sormazken, Kadınım bir saniye olsun yalnız bırakmadı. Ne zaman kafamı çevirsem hep ordaydı. Dün bu evde onu gördüm. Eve geldiğimde karşımdaydı. Melek gibiydi beyazların içinde. En başında beri diyordum beyaz olacak kıyafetin diye, gelin ben değilim diyordu. Bende iç çekiyordum (: Çok güzeldi, gözlerimi alamıyordum ondan kanatları eksikti Lan. Yaşadığım evdeydi. Biliyorum tabi neler hissetmişti, belki hiç bir şey hissetmemişti ama onu ömrümün geçtiği bu evde görmek, beni dünyanın en mutlu insanı yapmıştı. Yakışmıştı işte. Eve gelirken aramıştım konuşma aynen şöyle: - Kadın nerdesin sen, sabahtan beri arıyorum. + Evdeyim - Hangi evdesin + Evde işte yani Sizin evde - (benim ağız kulakları aşmış )Vah vah vah. Napıyorsunuz + Yeme... - Ne yemeği yaptın bana kurt gibi açım, hazırla sofrayı + Ne yemeği yapacam be alalal, ben niye yemek yapim. - Aç benim aç + Neyse Emre ben kapatıyorum. auha canım ben ya. Düşünsene Murteza, eski sevgilinin evindesin, Tüm akrabaları orda. Resmen cehennemin tam ortasını düşmüş, bende sıkıştırıyorum bi yandan. Zaten utangaç biri ama onun yüz ifadesini hayal ediyorum da, ne bilim Lan başka bişey bu. Bilmiyorum akrabalar ne dedi, ne düşündü umrumda da değil. Kimse gelip bişey sormadı. Sorsalarda verecek bi cevabım yoktu. Annemde birşey sormadı. Eminim ki herkes kesin evlenir bunlar gözüyle bakmıştır, Baksana ablasının nikahına getirmiş. OooooO buda gidici (: Hediyesini bi türlü bi yere sığdıramadım. Çeketin cebinden çıktı, ablamın çantasına ordan bi kaç tane arabanın torpitosuna derken,abla ve enişteninde onayı aldıktan sonra akşam yemekte vermeye karar verdim. Rakılar bir iki derken, enişteyle beraber pastaları aldık verdik mekan sahibine, işaretimle getirirsiniz dedik. Aksilikler yakamızı bırakmadı ki, Koca işletmede bilgisayar yok, vcd ile müzik veriyorlar. Cd içinde kalmış çıkmıyor. Atladım hemen ortaya, sevdiğim türküden başladım, Çarşambayı sel aldı bir yar sevdim el aldı alkış kıyamet. Sesim güzelmiş öyle diyorlar, ben tabi rakıya bağlıyorum olayı (: Baktım ortam şenlenmeye başladı, rakılar bi iki derken, pastayı getirin dedim aradan 5 dk geçti yok, tekrar söyledim yine yok. En sonunda bağırdım, sesimide çıkartamıyorum Hatun hemen arkada. Ben Hatunla sohbet ederken biri hapi bö... dedi bi baktım salaklar mumları koymuşlar pastanın üstüne yakmada getirmişler, ben direk hatunun gözlerini kapattım bi yandan da garsona rezil ettin lan beni diye çemkiriyorum. Bi yanda da hala birileri hepi bör demeye çalışıyor, susun lan yok hepi mepi diyorum. Zıvanadan çıktım resmen. Ama ben hala hatunun gözlerini kapatıyorum. Ulan zaten gördü göreceğini, rezil etti lavuklar beni. Ayağa kalktım bi baktım 4 kişi mumları yakmaya çalışıyor lan alt tarafı 2 mum yakacaksınız. Bide iki pastayı birden getirmişler. Sizin yapacağınız işi dedim. Yaktım bi daha mumları, aldım pastayı elime, başladım iyi ki doğdun Ay kadını Neyse mumlar üflendi tabi dilek tutuldu. Allah bilir ne dilek diledi. Hiç bir zaman öğrenemicem bi soru daha sordum kendime. Veee sıra büyük ana geldi. cebimde çıkardım hediyesini, iyi ki doğdun, iyi ki varsın diyerekten uzattım hediyesini. Bi alkış kıyamet daha, ıslıklar filan. Enişte patlattı bombayı, başladı aç aç aç demeye. Utancından napacağını şaşırdı kadınım. Sonra ordan biri atladı, ne yüzük mü acaba diye. Elleri titriyor açmamak için uğraşırken bi yandan da gözlerini pörtletmiş, ne var içinde diye soruyor. Ben gayet relax bi şekilde aç bak canım dedim. Çok uğraştı açmamak için ve öyle gözlerini pörtletti bana. Söyle ne var içinde diye... Neyse açtı sonunda kutuyu, bi anda 0owww süper bi kolye sesleri yükseldi. İşte o an derin bir nefes almıştır sanırım (: Bi anda tüm beklentiler yüzük yönüne dönmüştü ee bide paket yüzük paketinde olunca auhauah Bizim milletimiz sabırsız anam, hemen biri atladı, ne bekliyorsun kolyeyi taksana diye. Bende kolyeyi taktım, ama ters takmışım (: heyecandan dedim. sonra çıkardım, Kadında ters taktı. Neyse sonunda tatlıya bağladık işi (: Seni utandırdığım için özür dilerim ama beni biliyorsun, ne zaman ne yapacağım belli olmaz. Bu gün iki kere özel, bir ablam evlendi, iki senin doğum günün. Bu günü hayatım boyunca unutamam ve seninde bu günü unutmaman için yaptım bunları. Hediyeni nikahta verecektim, seni karşıma alıp, harika görünyorsun ancak bi eksiklik var ama merak etme ben hazırlığım deyip kolyeyi boyununa takacaktım. Sonra seni daha da zor durma sokarım diye vazgeçtim. Akşam biz bize olacağımız için böyle yapmak istedim. İyiki varsın. Beklemiyordu böyle birşeyi. Güçlükle teşekkür etti. Birşey söylemesine gerek yoktu zaten. Ben anlıyordum herşeyi. bi yandan ağzına sıçım Emre derken, diğer yandan da uçuyordu mutluluktan (: unutulmayacak bi kadın için az bile yaptıklarım. sonra sigara içmek için dışarı çıktık. Tabi sigara bahaneydi birazda. Ah rakı ah (: Yapmamam gereken bişeyi yaptım, konuştum. İçimde çok şey birikmişti, ve içtiğim onca rakıdan sonra taşmıştı. Tekrar ilanı aşk ettim resmen (: Yine anlattım, anlattım, anlattım tüm gerçekleri. Bilmesi gerekiyormuş düşüncelerimi. Ve öğrendi... İki damla yaş geldi gözümden. Sadece sağ gözümden, iki damla yaş geldi. Ve hep sadece sağ gözümden bi kaç damla yaş gelir, nedenini bilmiyorum. Sildi elleriyle (: Sonra lavaboya giderken, ablamın arkadaşlarını gördük, sarıldılar kadınıma. Gamzelerine hasta olmuşlar. Bide bana sorun dedim içimden. İçlerinen biriyle o gün tanıştık ve masanın diğer tarafında oturuyordu geldi yanıma ve çok güzel, çok hanım biri,çok yakışıyorsunuz sakın onu üzme ve onun için savaşmaktan vazgeçme dedi. Kaldım öylece. Buz kestim. Tanımıyordu bizi, aramızdaki olanlarıda bilmiyordu, direk gelip bana savaşmaktan vazgeçme dedi. bittim orda. Sonra hiç bir şey olmamış gibi gidip kaldığımız yerden devam ettik yemeğe. Rahatlamıştım. Sonra ablamları otele bırakıp sahilden geri dönerken, bir delilik yapmabilirmiyim dedim. yap dedi. Müziğin sesini son ses açtıp, kafamı camdan dışarı çıkartıp. avazım çıktığı kadar Seni Seviyorum Lannn diye bağırdım ve sonra evine bıraktım. Yaptıklarım ters, saçma, aptalca, çocukca gelebilir. Erkek adam yapar mı lan bunları diyen de olabilir, hadi canım bi erkek bunları yapmaz diyen de olabilir. Ben felekten bi değil üç gün çaldım. Üç koca gün. Aşık olduğum kadınla yanyanaydım. Yapmak isteyipte yapamadığım bir çok şeyi yaptım. heeehh ister salak desinler, ister aptal... Umrumda değil. Aşığım ben! Toz pembe hayalleri olmayan bir aşık (: Hep o anlatılanlar vardıya, İlk gördüğüm anda işte o dedim diye Çok sordular Emre nasıl emin olabiliyorsun diye. Nerden anladın diye. Hep sorguladım bu soruyu, emindim ancak kuşku vardı ancak çevremdeki herkes aynı şeyi söyledi. Savaş... Gerçekten doğru, gördüğünde tanıyorsun. O seni tanımıyor olsa da (: Adım bu benim. Aşk için doğmuşum, sonunda bi Ay'a aşık olmuşum Onlar muradlarına erdiler. Biz bi yere çıkmıyoruz, oturuyoruz götümüzün üstüne. Bekliyoruz... Savaş biter ve mutlu sonu görürüz diye... Hayırlısı... Amin | ||
|
|
||