|
27 Temmuz 2010, Salı
saat: 19:00
kahve ve sigaramı alıp bir koltuğa oturuyorum. sonra biri, "hiç değilse bi kitap oku, böylece oturulur mu?" diyor. hemen balyozumu kafasına indirip onu yuvarlak ve renkli bir sanat eseri olarak zihnimin duvarına asıyorum. gerçek bir marslıyı diğerlerinden ayırmamızı sağlayan üç ana özellik konulu basın açıklamama geri dönüyorum. dışarıdan bakınca hiç bir işlevi olmayan bu aptalca eylemin, içeriden bakılınca aklı bi çocuk gibi kucaklayıp bir tüy yardımıyla gıdıklamak gibi ferahlatıcı ve hayati ve yine - yalnızca bunu kendi istediği için - aptalca olduğunu belirtmek isterim. sigur ros çocuğunun heima'da beyan ettiği gibi, "aptalca şeyler yapmayı seviyorum" zaten bu yola canımın istediği kadar çok oyun oynayarak yaşayabilmek için girmiştim. ölümsüzlükmüş, büyük adam olmakmış, kalıcı bir şeyler yaratmakmış, bütün bunlar sonradan geldi. evet, fantezilerinizin beğenilmesi iyi birşey, çünkü beğeni zihnin cangılında on phantom gücündedir, güvenlik için bağlandığınız halat gibi, daha ileri gitmenizi, gönül rahatlığıyla delirmenizi sağlar. - bir yanıyla bu da bir yanılgıdır, zira o keşfe çıktığınız mağaralar sizin değildir, kamu malıdır. kendi mağaranıza inerseniz o ipi bi anda kesebilirler. kesmeyedebilirler. görüdklerinizi anlatmanızı bekleyipi sizi öyle öldürebilirler. ama öldürmeyebilirler de. ibreti alem ya da maskara ya da bir düdüklü tencere düdüğü gibi yaşamanıza izin verebilirler. ki bu da kötü birşey sayılmaz, basıncı alzaltıyor olmasa rüya görmenize bile izin vermezlerdi zaten.- beğenilme merakının manyaklık boyutuna erişi, ne yaptığınızın değil de nasıl yaptığınızın öneminden kaynaklanıyor. "bir sanat eserinin çözümlenmesi" denen şey, sanatçının dedikodusundan başka birşey değil. tıpkı annenizin komşu kızı hakkında söylediklerinin size nasıl davranmanız gerektiğini öğretişi gibi. bütün o tezleri raflardan indirip, o -dır.lı -dir.li cümleleri -mış.lı, -miş.liye çevirirseniz, bilmemkimin bilinçaltındaki gediklerin pornografik fotoğraflarını elde edersiniz. bu da sanat okullarının işlevinin özetidir. hikayenizdeki herhangi bir kadın, "kadınlar hakkındaki bütün sapkın düşüncelerinizin simgesi" olarak fişlenebilir. adamın ölüşü "adalet anlayışınızın tanımı" haline gelebilir. zihninizde bir tabela yanıp söner, "bilinçaltını kusursuzlaştır". sonsuz güven, ilahi adalet, sınırsız güç gibi palavraların yanına kusursuz bilinçaltı eklenir. çocukluğunuzun canavarlarıyla boğuşur gibi, kendi zayıflıklarınızı öldürmeye çalışırsınız. o küstah ses özel bir frenkansran bütün oyunbaz tüketimlerinize eşlik eder. kuramsal dırdırlar, başkalarının hayallerini dolaysızca deneyimleme yetinizi sömürür. sizi kıpırtısız bırakır. kanınızı emer. şansınız varsa güneşte yanmış başınıza düşen bir damla soğuk su gibi, inceden cinnete varır bir delilikle tek istediğinizin o aptal kahve ve sigara eşliğinde marslıları faşistçe kategorize etmek olduğunu, o boktan okulların ve kuramların delik deşik, kirli ve aptal benliğinizi özletmekten başka işe yaramadığını, bilinçaltının kusursuzlaştırılabilecek bir şey değil olsa olsa kusulabilecek bir şey olduğunu hatırlarsınız. balyozunuzu elinize yakın bir yerde tutar, soğuk aklın bütün elçilerini haz ile öldürüp duvarınızı süslemeye devam edersiniz. bütün orospu çocuklukları, katil balinalıklar ve çeri domateslikler size helal kılınmıştır. | ||
|
|
||