|
29 Temmuz 2010, Perşembe
saat: 18:52
Naber güncem? Güneş rakı burcuna girdiği halde hala görüyorum ki ayık ayık takılmaktasın. Oysa biz burada bir kenarda bir bardak su, diğer tarafta bir bardak rakı, ortada mezeler başımızda bir büyük (70lik) oturmaktayız. Tayız derken tayım yani. İnsan antisosyal, sevimsiz, kendi fildişi kulesinde Foucault Foucault takılırsa böyle oluyor işte. Velhasıl kelam kırklareline gittik, her ne kadar bilet alırken "lan acaba kırıkkale mi dedik" paranoyasına düşsek de. İstanbul seyahat ile gidilmeyeceğine kani olduk bu arada, kadıköyden esenler'e iki adet servis aktarması artı yarım saat bekleme ile kırklareline gidiş süresini bekleyerek geçirdik. Sonrası eğlenceliydi gerçi, çocuk çoluk bırbırbır. Kırklareli üniversitesi güzel bir üniversite, çok hoş bir yerde. Merkezden taksiye atlıyorsunuz 36 lirayı toka ediyorsunuz Taksi ağbiye ve tada! Kırsalın kırsalı bir yerde huzur içinde felsefe yapabileceğiniz bir üniversite. Daha sonra bedavaya gidip gelen dolmuşların olduğunu öğrenip kahrolmak da üstüne dev mega hizmet. Sınav da eğlenceliydi, en son 6 yıl önce açtığım kitaplardan (Platon, Aristoteles ve Descartes'tan) soru gelmesi ters köşeye yatırırımsı gibi yaptı ama bakalım, yazdık verdik aslanlar gibi. Soruyla da kavga etmek gibi bir ritüelim vardır onu da yaptım. Dönüşte ulusoy tercih ederek doğru kararı verdik sanıyordum ama esenler'den servis bulamayıp metroya atlayınca... neyse... Hadi hepimize afiyet olsun... | ||
|
|
||