30 Temmuz 2010, Cuma
saat: 14:45


Tanrı herhalde başka yere bakıyordu kullarından birisi alaturka tuvaleti keşfettiğinde. Böyle bir acayip, dikdörtgenin ortasında yuvarlak bir delik. Ne kıç yıkamak için bir aparatı var ne de başka bir şey. Yapanın kıç yıkamak için zaman harcayamayacağı besbelli. Ne zaman bu muhabbet açılsa islami tandanstan birisi "onlar daha temiz, milletin kıçının olduğu yere kıç koymuyorsun" geyiğini açar daha sonra erkekler tuvaletinde 45 numara çamurlu postallar görürsün, ne tesadüf ki bu lafı eden zevat da 45 giymektedir.

Gerçi beterin beteri var, Hollanda'da tuvalet bulup "en sonunda alaturka vahşetinden kurtulduk" diye sevinen hafif sakallı saçları birbirine karışan genci taharet musluğu denilen aparatın yokluğu şaşırtmakla kalmamış korkutmuştur da. "Lan herhalde bozuk bu" denilerek girilen diğer tuvaletin de aynı derecede çolak oluşu genci ve çantasının içinden piposuyla poz veren Brecht'i pek üzmüş ve şaşırtmıştır.

Sonuçta sıçmak önemli bir eylem, hayatımızın en az 4-5 seferini bir porselen şeyin üstüne tüneyerek geçiriyoruz, çarp beş dakikadan al sana yarım saat neredeyse. Az vakit mi? O sürede Can babanın kitabının yarısına gelinir, Foucault'dan bir bölüm okunur, Derrida okunur...

Ben niye nargile içerken bu kadar lavabosal tandanslara daldım... o da ayrı bir konu. Sanırım sonuç açıklanma stresi sağolsun ekstra bir bağırsak hareketlenmesine yol açtığından olsa gerek...

istanbul
hosting