|
30 Temmuz 2010, Cuma
saat: 15:58
Bir şey yazmak için savaşıyorum. Buraya değil tabii, ama başka bir yere yazamadığım için buraya savaşımı yazıyorum. Vicdanımın üzerini biraz sildim. Cillop gibi değilse de, isinden pasından sanki içeri biraz görünür oldu. Belki ondandır biraz daha rahatım, Berlin Berlin. Burda yaşamak için gerekli adımları atmadıysam da niyet ettim, ki bu bile yeter. Zaten bu ki bile yeter olmasa, her şey yarım kalır. Ama bu bile yeter olunca, bu bile yetiyor. Dün, İsrailli kıza gittim, uzun zaman geçmişti, ama daha sakindi. Hatta ee müzik falan nasıl gidiyor dedim. Sonra kottide köfte yedik, ve Doors Belgeseline gittik. Begesel eh işteden biraz daha kötüydü ama jim morrison. O ne karizma o. Bir de, hep düşünürdüm, yeryüzünde, bu kadar az egoyla, bir adamı taşıyan grup ne kadar azdır diye. Emin oldum. Her birine vermeliymiş Jimciğim. Mutluyum.Fazla dallandırıp budaklandırmanın anlamı yok. İşim, param, disiplinim, tekniğim, biçemim ve sürekli vakit geçirdiğim bir evim yok, ama tüm bunların dışında, herkesin sahip olamayacağı bir dünyadayım ve zaman zaman içimdeki kuşlar, havalanarak çığlıklar atıyor. Biraz daha cesur olmaya çalışıyorum, hayatım emeli bu. Bunun için, incecik turuncu bir bisikleti es geçip,BMX tarzı, bir şey aldık. Artık bir tır tarafından savrulmayı mı yoksa bir yolu katetmeyi mi seçecek bu avare gönlüm görücez.Ama ayaklarım yere değiyor en azından. Yarın Max reindhart dönüyor memleketine. Bunun için biraz heyecanlıyım. Açık hava sinemaları mutlu buralarda. Havada, kışın olsa üşütecek bir rüzgar var. Binaya iskele kurulmuş. Alman işçileri binayı temizliyor. Kendi çay mekanlarını ve tuvaletlerini getirmişler, gazoz içip sealing with a kiss dinliyorlar. Bu gece bir istasyonun altındaki ergün balıkçısına gideceğiz. Rakı için mutluyum. Tütün ve ürünleri için de mutluyum. Siz de olun. 1[link:'> | ||
|
|
||