03 Ağustos 2010, Çarşamba
saat: 23:33








Sabah saatleri olmasına rağmen çok hareketliydi otogar. Cumartesi gününün olmasında büyük etkisi vardı. Hayalimde daha güzel bi otogar vardı (: otogarlar hep beni hayal kırıklığına uğratıyor. Anneme,oturacak yeri ayarladıktan sonra dışarı çıktım. Geçtim bi köşeye yaktım sigaramı insanları izliyordum. Bayılıyorum otogardaki koşuşturmalara. Arı gibi ordan oraya koşuşturuyorlar. Aradan yarım saat geçmiş ve ben bir tane bile güzel hatun görememiş olmam hayallerimi suyun en derinlerine göndermişti (:

hareket vakti gelmişti, Dikiliye doğru yola çıktık. Şu arabalarda buluna köpek gibiydi kafam, sağa sola. Hiç bir yeri kaçırmamam gerekiyordu çünkü İzmir'i gezemeyecektim. Dağların arasındaki zeytin ağaçlarını görünce kendimi doğuya askerliğe gidiyor hissi uyandırmıştı. Neyse ki kısa bir zaman sonra denize görünce mutlu olmuştum. Sonra bi köşeyi daha döndük yine arazi, sonra yine deniz. Hala çözebilmiş değilim, bi sokak ötesi deniz bir sokak ötesi dağlık arazi gibi. Ve en sonunda Dikili'ye varmıştık. Meydandaki Atatürk Heykelini görünce kendimi Samsun'da hissetim ve hemen arkasındaki bina ve yol yapısıda Fatsa'yı hatırlattı bana. Enişte apar topar beni denize götürdü. Bi anda kendimi Ege'nin serin diyemicem sıcak sularında buldum kendimi. Denize girerken hmmm deniz gözlüğü takmak burda moda mı diye düşünürken gözlerim yanınca anladım. Burası Karadeniz değil, tuzlu bu su ve o gözlük moda değil salak herif diye söylenerek suyun üstüne çıktım. İşte o andan sonra görmeyen gözlerim hiç görmemeye başladı.Güneşlenmek gibi bi niyetim olmadığında şemsiyenin altında sohbet muhabeet edip eve geri döndük. Duşta acı gerçeği gördüm. Bacaklarım haşlanmıştı (: Acı ve yanma yoktu ama görüntüleri ürkütücüydü hala da öyle ya (: Sonrası herkese laf anlatmayla geçti zaten. Akşam terasta bira keyfi yaparken bi anda aile büyükleri doldu ortalık ışıklar yandı, biralar ve ben göt gibi kaldık ortada (: neyse usta bi hareketle kurtuldum meretlerden. sonra kınayı getir anne eşliğinde gelen kına, ablamı ağlatma cabaları. Ruhsuz bi hatun yetiştirmişiz abi (: ağlatamadılar.Sonra oynamalar falan filan derken ilk gün bitmişti.

Pazar gününün büyük bir kısmını kuaför önünde beklemekle geçti. Bana kalsa çokta gezip tozacaktım ancak yenge olduğu için beklemek zorunda kaldım bende. süslenindi püslenildi düğüne gidildi. danslar, halaylar, misketler derken, düğünde bitti. Bunca yıldır içerim ilk defa annem içtiğimi anladı, ya da dile getirdi. Ne içiyorsun sen, kolada mı var? Uzak tut o kolayı burdan kız anlamaz içer. diye söylenirken, gözümden bişey kaçmaz benim dedi. Büyüksün ana dedim (:

Anam aşkımı bir görsen nasıl oynuyor zilli. Bi dakika oturmadı. Kime çekti anlamadım ki (: derken düğünde bitti. İkinci günde bitmiş oldu.

Sabah ablamları ve kuzenleri yolcu ettikten sonra, bizim zamanda gelmişti. Kalmayı çok isterdim ancak dönmeliydik eve. Son son baktım Dikili'ye ve İzmir'e geldiğimizde ne kadar çok gezmek istediğimi. O denizin partılsını unutamam sanırım.

ve olaylar başlıyor (:
Sanırım Menemen'i geçtikten sonra trafik sıkışınca dedim ahanda İzmir (: daha bir saat vardı otobüsün kalkmasına ben telaşlanmaya başladım yetişemicez diye. Neyse ki haberi almıştım orayı geçince 5 dk içinde otogarda oluyormuşsuz.
Otogara gittiğimizde benim 5'de kalkacak diye bildiğim otobüs 4.30'da kalkmış otogardan. Anam zaten panik atak. Nasıl olur, napcaz şimdi... saniyede bilmem kaç bin soruyla saldırmaya başladı. Zaten sıcak elimde valizler, otobüs gitmiş, İzmir'i bilmiyorum, yanımda anam, bide soruları. Ana yeter dedim, bi sakin ol. Görevliden gidecemiz yerin adresini aldıktan sonra, atladık taksiye, abi bizi çabuk 4. sanayideki Varan'a götür. Bi yanda da annem yabancı olamadığımızı çaktırmasın diye dua ediyorum (: fazla para kazanim diye ordan oraya götürür filan. İstanbul'da başıma geldi ordan biliyorum. Parasında değilim otobüs gidecek. Aslında bi an herşeyi ağırdan alıp otobüse kaçırıp İzmir'de kalsam diye düşündüm sonra aynadan annemi görünce vazgeçtim. Amcam gaza bi köklüyordu dedim aha kanatlancaz şimdi. Anneme merak etme abla bu bizim işimiz rahat ol sen yetiştiririm sizi hatta bi çorba bile içerseniz diyordu (: ki dediğinide yaptı.

artık Samsun'a geliyorduk. Ayfonkarahisar'a 20 km filan varken, önce bir küt sesi, ardından önümüzde yalpalayan bir araç. Neyseki toparladı arabayı yoksa takla atacaklardı. Ve Allah'tan ışıklardan yeni hareket etmiştik. Eğer hızımız olsaydı o kadar kolay toplayamazdı arabayı. Arabadan bir inişleri vardı sanki biz onlara çarpmıştık. Bide ambulans geliyordu bik bik anlatıyordu. Ambulans onları geleceli yıllar olmuştu. Korkudan baygınlık geçirmeler filan. Bizim şöferlere helal olsun. Gayet soğuk kanlı bi şekilde çözdüler olayı. çarpan adam bide 100 tl istiyormuş. Baya bi güldük otobüscek (:

aslında olaylar ben daha giderken başlamıştı, serviste bir bayan oturdu yanıma telefonu çaldı ne var diye açtı sonra çocuklar sana emanet artık görüşemeyiz dedi. wuuuww dedim. ne berbat bi durum. Sonra molada garson bi tepsi çayı masama döktü, son anda yanmaktan kurtuldum. Kıvrak olmasam yanacaktım.İnsan bi özür diler masayı silmeye gelir yok. Ayıp bea.Sonra dikili'ye giderken de soğuk su döktü sağolsın muavin. Sıcakta iyi geldi. Sonra otobüs kaçırma, gaze geçirme derken, evdeyim ve hala hayattayım (:



he birde 3 gün içinde 2 kere Angarayı gördüm (: Aşti(m) abi ben olayı uahauha


Ah İzmir Ah, gezemedim seni.
Ah İzmir'in kızları ben geldim diye niye saklandınız ki (:





istanbul
hosting