|
05 Ağustos 2010, Perşembe
saat: 16:12
Balkon kapısı açık, oturmuş, kedi gibi karşımdaki manzarayı izliyorum. gökyüzü müthiş kasvetli ama sıcak. yanımda vantilatör şarkı söylüyor olmasına rağmen bir fırının önünde oturuyor gibiyim her bir notada. ya da cehennemin içinde olduğumuzdan kelli arada sırada tükürülüp üfleniyor, serinletmeye yeltenir gibi. gösteripte vermemek bir yerde, terbiyesizliğin alası. bir takım değişiklikler ve girişimlerde bulunmam lazım ama günlerdir gelip ne zaman pc başına otursam, masada uyuyakalacak kıvama geliyorum sıcaktan. kalkıp dolanıyorum ayılayım diye..yok, yaramıyor. sigarayı azalttım iki gündür, rahatladım sayılır. en azından 1 paketi aşmıyorum artık. şimdi düşündüm de bugün uyku bastırmadı, sigara tüketimimin aşırılığından belki de bu yersiz uykuculuk. zira bugün daha ayığım. motivasyonu geri yüklemeye başladım bünyeye, neremle ya da ne ile şarj ediyorum bilemiyorum kendisini. boşu boşuna harcanmasını istemiyorum sadece enerjimin.. karnımdaki şişliğin verdiği rahatsızlık azaldı biraz ama kendisi hala orada dikilmekte ısrarcı. sancılar bir yandan, içim parçalanarak dökülüyor her gün. ilaçlar, şişkinlik, sancılar, ağrılar hepsi bedenimi ele geçirdi son iki haftadır. hergün ayrı ayrı sikiyorlar. dün sabah içtiğim ne varsa çıkardım mesela yarım saat içinde, midem de iflas edecek yakında. neyse. kardeşimi kıskanmaya başladım sanırım ama mevzu tatil değil gibi. emin değilim şu an tam olarak ne olduguna da. her neyse sonuçta herif geldiğinden beri ikinci tatiline çıktı dün. topladı pılısını pırtısını atladı arabaya gitti "altı gün yokum" diyerek..eşşoğlueşek. bense, bir gerizekalı gibi hala uğraşıyorum sıkıntı dalgalarında kulaç atmaya. bir acıyanım bile yok=asdhsajdsdks (tribute to biri) bunaldım, birşeyler içesim var ama ne bilmiyorum. ne soğuk ne sıcak kesiyor. bu kararsızlıgımla kıçımın üzerinde eriyerek, yok olup gideceğim. demin b. uğradı ayaküstü. soda getirmiş, muhtemelen sodaları aldıgında soğuktular ama bakkaldan buraya gelene kadar geçen yaklaşık bir dakikalık sikko zaman diliminde sidik gibi olmuslar. olsun, içtim. lakin öncesinde shot yaptıgım kahveden çok daha fazla kavurdu içimi.. saçlarımı topuz yapmıştım, "kafan küçük müydü bu kadar senin? yoksa ufaldı mı?" diye sordu. sıcaktan pörsümüş deri parçası gibi manasız manasız baktım yüzüne, "hö?" diyerek. aaahh, nasıl sıkıldıysam artık, alabildiğine sıçıyorum şu an kelimeleri. zerre sikimde değil, zaten sikim de yokki. en iyisi sigara ve kahveyle kavrulmak yeniden. birinin belime vurması gerek odun sopasıyla acil. nasıl bir sancı bu.. acımasızsınız. | ||
|
|
||