|
07 Ağustos 2010, Cumartesi
saat: 16:24
Sen... Evet, evet sen! Bu satırları okuyan değerli dostum. Seninle hayatımız, gençliğimiz ve gelişimimiz üzerine biraz sohbet edeceğiz. Bu sohbetten sonra, içinde sessizce yatan Aslan'ı uyandırıp, avazı çıktığı kadar kükremesine izin vermeyi unutma! Sen yaşam mücadelesi verdiğin zorlu yarışta, tüm rakiplerini geçip, ana rahmine ulaşarak, dünyaya gelmeye hak kazandın. Sen daha doğmadan önce kazanmayı öğrendin. Peki kainata geldikten sonra ne oldu? Gözlerini dünyaya açtın, hiçbir şeyle ilgili bilgin yoktu. Çevrende olup bitenleri görüp, duyup, deneyimleyerek öğrenmeye başladın. Etrafında bir yığın öğretmen vardı... Annen, baban, dayın, halan, teyzen, ağabeyin, ablan, komşuların ve arkadaşların. Elini ilk ateşe uzattın ve canının ne kadar yandığını hissettin. Oysa ateş önemli bir icattı ve yerinde kullanıldığında ise çok büyük bir nimet. Ama sen ömrünce hep korktun ateşten. Çünkü ateşten korktuğunu gören herkes, ateşle tehdit etti seni. Her an korkuların ve zaaflarınla tehdide uğradın. Elini uzattığın her şey "Cısss..." oluverdi birden. Sende elini uzatmaktan, keşfetmekten, deneyimlemekten vazgeçtin yolun başındayken. Konuşmaya başladın sonra ve sorular sormaya. Sorularından sıkılan ve saçma bulan ebeveynlerin "Sükut'un altın olduğunu." öğrettiler sana. Ondan sonra hep yuttun kurmak istediğin soru cümlelerini; ne anlatılıyorsa, nasıl anlatılıyorsa onları dinleyip, öylece ezberleyiverdin. Hep aynaya bakıp saçını taradın, ama hiç içine bakıp kim olduğunu görmeye çalışmadın. Meslek Lisesine git, en kolay olan meslek Muhasebe dediler. Ve sen de öyle yaptın. Dünya'nın en iyi edebiyatçısı, oyuncusu, ressamı yada doktoru olacaktın belki... Ama bir şirketin muhasebe departmanına sıkışıverdin ömrün boyunca. Korkularınla yüzleşmedin hiç. Kim olduğunu göremedin puslu aynalarda. Konuşma üslubun ve diksiyonun dahi, çevrenden duyduklarından farklı olmadı hiç. Ama şimdi; aynanın karşısına geçip, korkularınla, tutkularınla, benliğinle yüzleşme vakti. Bitkisinden böceğine kadar, dünyada her şey bir değişim ve gelişim içindeyken, sen kimi ve neyi bekliyorsun? Derin bir nefes al. Bir ajanda edin ve gelişimine dair her şeyi not etmeye başla. Konuşmanı, Beden Dilini, Giyimini ve Bilgi Darcığını geliştirmek için ilk adımı at. İnterneti kullan, dergi ve kitap al. Tırtılın, kozasından çıkıp rengarenk bir kelebek oluşu gibi; sende sıyrıl kendin olmana izin vermeyen o kalın kabuklarından. Her ne olursa olsun, her sabah uyandığında dünyanın yeniden inşa edildiğini unutmayıp, kendini tazele ve geliştir. Unutma ki; Gelişiyorsan varsın! Öyleyse varolmak için gelişmeye başlamanın zamanı, tam da ŞİMDİ. Hoş ve sevgiyle kal. "Dışarıya bakan, rüya görür; kendi içine bakan uyanır." C. Jung | ||
|
|
||