11 Ağustos 2010, Çarşamba
saat: 15:39


bazen çığıran onaylamadır sessizlikler..
Ey hayal, ey aşk!..
Gelsen de gelmesen de umrumda değil, yazılanlar ve herşey..
Söyle! Sadece yazmakla yaşanır mı delicesine..
Yaşıyorum seni içimin içinde...

Biliyorsun,
Yaşamın ne demek olduğunu kimseler anlatmadı bana.
Aşksız yaşamda nasıl dibe vurduğumuzu ve solunum yetersizliğine maruz kaldığımızı kimse anlatmadı...
Işıksız kalmanın ne olduğunu kimse anlatmadı bana..
Dibe vurduğumuzda aydınlığa hasret karanlıklarda biraz ışıltı diye yakarmayı öğrendim..
Başkalarının nasıl sevileceğini kimse anlatmadı bana...!

Sevdiğimi sandığım insanların nasıl zarar verebileceğini, bunun nasıl çökerteceğini iç dünyamı..
Kimselerin anlatamadığını anladım tutkulu bir aşkta..
Hiç mutlu olmadığım kadar sevinç içindeydim sesinin tınısında..
Kimselerin anlatmadığını anlatana...!

Ey hayal, ey aşk!.. Sen yoksan....
Sen yoksan.. Ama sen yoksan.. Olmaz ki..!
Suskunluklar ve sessizlikler büyük sesleniştir algılayanlara!
Kimselere ispatlanacak bir şeyim yok..

Göz önünde olmalar, süslemeler, süslenmeler, takılar, takıştırmalar..
Ve ilan panolarındaki aşklarla yok işim.
Olduğum gibiyim.. Bilenler bilir...
Aşk suskundur. Ve sessizlikler... Ah o sessizlikler..

Bazen ÇIĞIRAN ONAYLAMADIR SESSİZLİKLER...
Şşşt....İyisi mi susmak...
Büyük yanıttır çünkü....

(çığlığım çığlığınla vuruşuyor geceleri... söyleme nolur, her şey bozulacak söylediğinde!)

Anlasana, ben aşkı yaşadım, ben aşkı anladım.
Ben aşkın; kendi tarifine sığmadığını sende anladım


istanbul
hosting