|
13 Ağustos 2010, Cuma
saat: 09:00
İşyerimde kafamı her kaldırışımda tam karşımda oturanla göz göze geliyoruz her gün. Derin derin gözlerimin içine bakıyor kaçırmadan. Bir derdi var sanki söyleyemediği,anlatamadığı. Ağzımı açıyorum sormak için tam o anda o da ağzını açıyor... Büyü bozuluyor,kimse konuşmuyor,yeniden susuyoruz. Yüzünü inceliyorum yılların işlediği kıvrımını, ağarmaya yüz tutmuş saçlarını,hüzünlü yüzünü.. Hep aynı yüz, hep aynı ifade..Yine de gözlerimi alamıyorum ondan,uzun uzun bakışıyoruz. Bakışlarımı ilk kaçıran ben olmak istemiyorum ama yine de hep ilk kaçıran ben oluyorum. Olmayacak böyle anlaşıldı.Ya masamın yerini değiştirmeliyim ya da tam karşımdaki aynanın yerini. | ||
|
|
||