|
13 Ağustos 2010, Cuma
saat: 13:37
Sabahın onbirinde , bu sıcaklarda ben koşucammm sağlıklı yaşıycam, aynı zamanda götümü ve göbeğimi eritciem diyip sahile çıkmak pekte akıla ve mantığa denk düşen bir şey olmuyor elbet... Keza sağlık demek hakikaten bir ziyan durumuna düşüverebiliyor... Gel görki bünyenin bir garip tahamüllü mevcut olabiliyomuş 30 dk'a ben öyle koşabiliyomusum 35 derece sıcakta... Ki bu hafta içi bunu üç kere tekrarlama becerisi gösterek çok mantıklı bir işe imzamı atmış bulunmaktayım... Yok bilerek yapmıyorum sayın guncecim... Sabahın köründe götümü kaldıramamla peşi sıra ulan ama bu sıcakta koşulmazkinin bahanesine sığınmak istememle ilgili tümüyle... Ha bi halta yarıyomu..? Evet yarıyo üç kilo vermiş bulunmaktayım ... Bünye pek uzun bir vakitten buyana 93ten 90 semalarına düşüverdi... 89'u piskolojik sınır ilan ettim... O noktayı gördüğümde beni tutabilene aşkolsun 11'de yarım saat değil bir saat bile koşarım ben ... Sonra kalpten gidermiyim bilemiyorum elbet... Tabi üç kilonun kerameti az çok Marinin Ayvalığın semalarına yerleşmiş olmasıyla da ilgili... Oralardan yetişmeye çalışsada acaba ne yiyiyosun yemek yapıyomusun gibi cümlelerle henüz açlıktan ölmediğimi , bıraktığı sermayeyin bana yaklaşık bir sene yetebiliceğini kendisine izah ettim... Bu arada kendisi bana ekim gibi bir süpriz yapıp ben toptan yokum buralarda derse hiç şaşırmıycağım... Hayat başka akıyo bu aralar... Boranın Belçikaya gittiğini, Seldanin ingiltereye gidiceğini düşündüğümüz vakit , Marinin de bu diyarlardan uzaklaşmasını elbet süpriz saymıycam... Neyse ki iki senenin sonunda Boran beyler en sonunda teşrif etti , son dakika atraksiyonuyla görüverdim kendisini , Hülya ablada vardı, geniş bir sofranın etrafında sevdiklerle hasret giderdik az çok... İki yıl sonra hatunu da alıcam gelicem ben buralara diyiverdi... Tamam açalım o zaman dedim , içinde bol ve lezetli balıkların piştiği, rum ve ermeni mezeleriyle sofranın süslendiği meyhaneyi... İsmide çok önceden beliydi zaten... Marinin mutfağı... Gün yüzüyle yiycektim ben o haltı elbet , o zaman niye seninle yemiyim şekilinde ... Ki yiyemezsem gözüm açık kalırdı... Hülya abladan da okeyi aldıktan sonra varım o zaman dedi...! Tamamdır dedimmm . | ||
|
|
||