|
13 Ağustos 2010, Cuma
saat: 16:47
kalbim kadar pis güncem... fotoğrafçının kullandığı çiğ ışık arkalarındaki beton duvarda çirkin gölgeler oluşmuştu. birilerinin bodrum katındaki boyanmış duvardı bu. maymun yorgun görünüyordu, uyuz hastalığı yüzünden derisi yamalıydı. herifin görünüşü berbattı, neredeyse beline kadar inen bukleleriyle solgundu, ama oradaydı işte, gevşemiş, ellerini dizlerine dayayıp kullanılmaya boyun eğmiş, şiş göbeği sarkmış, yüzü omzunun üzerinden fotoğraf makinesine dönmüş gülümsüyor. "mutlu"doğru kelime değil, ama ilk akla gelni. küçük çocuğun pornografide hoşuna giden ilk şey seks değildi. kafaları arkaya düşmüş, sahte orgazm pozları vererek birbirlerini düzen güzel insanların resimleri değildi hoşuna giden. en azından ilk başta değildi. şu resimleri internette bulduğunda daha seksin ne olduğunu bile bilmiyordu. her kütüphanede internet vardı. bütün okullarda da vardı. nasıl her gittiğiniz kentte bir katolik kilisesi bulabiliyorsanız ve bulduğunuz her kilisede aynı ayini duyuyorsanız, çocuğun evlatlık olarak gönderildiği her evde de internet oluyordu. işin aslına bakarsanız, eğer isa çarmıha gerildiğinde kahkahalarla gülmüş olsaydı, romalıların üzerine tükürseydi veya acı çekmekten başka bir şey yapabilseydi, çocuk kiliseyi daha fazla sevebilirdi. çocuğun en sevdiği internet sitesi pek de seksi değildi, en azıdan ona seksi gelmiyordu. site, tarzan kostümü giymiş o tıknaz herif ve herifin kıçına közlenmiş kestane gibi görünen o şeyleri sokan budala bir orangutanın yaklaşık bir düzine fotoğrafından ibaretti. herifin leopar desenli peştamalı bir yana kaymış, elastik kemeri ise fıçı gibi şişko olan göbeğinin altına gömülmüştü. maymun da elindeki kestaneyle birlikte çömelmiş vaziyette hazır bekliyordu. bunun seksi olan hiçbir yanı yoktu. yine de sitenin sayacı, bu resimleri yarım milyondan fazla insanın görmüş olduğunu söylüyordu. "hac" doğru kelime değil ama ilk akla geleni. çocuğun aklı maymun ve kestanelere eriniyordu, ama herifi takdir ediyordu. çocuk aptal olmasına aptaldı, ama gene de bunda dimağının kavrayabileceğinin çok ötesinde bir şeyler olduğunu biliyordu. doğrusu hiç kimse bir maymunun kendisini çıplak görmesini istemezdi. kıçının görünüşünden, çok kırmızı veya sarkık olabileceğinden endişe ederdi. kaldıki maymunun, bir kameranın ve ışıkların önünde domalmaya cesaret etse bile, önce milyonlarca mekik çeker, solaryuma gider, saçlarını tıraş falan ettirirdi. sonrasında en güzel hangi pozisyonda göründüğünü keşfetmek üzere bir aynanın karşısında saatlerce domalırdı. ve sonra, sırf kestanelerle olsa bile gayet rahat görünmek gerekecekti. maymunla prova yapma fikri bile korkunçtu. çünkü maymunlar tarafından reddedilme olasılığı vardı. bir insana yeterli parayı öderseniz, kıçınıza çeşitli nesneler sokmaya veya fotoğraflarınızı çekmeye razı edebilirdiniz. ama bir maymunu razı edebiliri miydiniz? bir maymun dürüst davranacaktır. tek umudunuz şu malum orangutanla çalışmak olurdu, çünkü görüldüğü kadarıyla bu orangutan pek de seçici değildi. ya seçici değildi ya da inanılmaz derecede iyi eğitilmişti. sözün özü, olayın sizin güzel ve seksi olmanızla hiçbir alakası yoktu. sadede gelmek gerekirse, aptal çocuğu ilgilendiren şey pornografinin seks kısmı değildi. çocuğu ilgilendiren kendine güvendi. cesaretti. bütünüyle utanmazlıktı. rahatlık ve içten gelen dürüstlüktü. orada öylece durup dünyaya "evet, boş öğleden sonramı böyle değerlendirmeyi seçtim ben. götüme kestane sokan bir maymunla poz vererek" diyebilen öncü ruhtu. nasıl göründüğüm benim gerçekten hiç umrumda değil. sizin ne düşündüğünüz de. öylese bununla siz uğraşın. herif kendine saldırmakla, bütün dünyaya saldırmış oluyordu. yaptığı işin her anından memnun değilse bile, herifin yine de gülümseyebiliyor olması, rol keserek yolunu bulması aslında daha da takdir edilesi bir durumdu. aynen her porno filmin insanlar birkaç adım ötede çırılçıplak seks yaparken, kameranın ardında duran, örgü ören, sandviç yiyen, saatine bakan bir sürü başka insan olduğunu bilmesi gibi... aptal çocuğa göre bu aydınlanmaydı. dünyada bu denli rahat ve güvenli olmak, nirvana'yla eş anlamlıydı. "özgürlük" doğru kelime değil, ama ilk akla geleni. küçük çocuk da bu türden bir gurur ve özgüvene sahip olmak istiyordu. günün birinde. maymunla birilikte poz veren kendisi olsaydı, her gün o resimlere bakar ve şöyle düşünürdü: eğer bunu yapabiliyorsam, her şeyi yapabilirim. rutubetli bir bodrum katında, maymun kestanelerle sizi becerirken ve birisi fotoğrafınızı çekerken gülümseyip kahkahalar atabiliyorsanız, başınıza gelebilecek herhangi bir başka olay bunun yanında solda sıfır kalırdı. hatta cehennem bile. gün geçtikçe aptal çocuk bu fikirlere iyiden iyiye kapılmaya başladı... eğer yeterince insan size bakarsa, bir daha asla başka birirnin dikkatini çekmek zorunda kalmazdınız. eğer bir gün yakalanıp yeterince teşhir ve ifşa edilirseniz, bir daha asla saklanamazdınız. sosyal hayatınızla özel hayatınız arasında bir fark kalmazdı. yeterince kazanıp başarılı olursanız, başka hiçbir şey kazanmak veya yapmak istemezdiniz. yeterince yiyip uyursanız, daha fazlasına ihtiyacınız olmazdı. yeteri kadar insan sizi severse artık sevgiye ihtiyacınız olmazdı. yeteri kadar zeki olursanız, günün birinde yeteri kadar seks yapabilirdiniz. bunların hepsi küçük çocuğun yeni hedefleriydi. ömrünün sonuna kadar göreceği hayallerdi. bunlar şişko herifin gülüşünde gördüğü vaatlerdi. daha sonra ne zaman korksa, üzülse, yalnız kalsa, ne zaman evlatlık olarak yeni gönderildiği evde kalbi yerinden çıkıcakmış gibi panik içinde uyansa ve yatağını ıslattığını fark etse, ne zaman farklı bir semtte okula başlasa, na zaman annecik onu almak için gelse, çocuk bitin rutubetli otel odalarında, bütün kiralık arabalarda domalan şişko herifin on iki fotoğrafını düşünürdü. ve düşündüğü anda sakinleşiverirdi küçük bok. çünkü o fotoğraflar ona bir insanın ne kadar cesur, güçlü ve mutlu olabileceğini kanıtlıyordu. acı çekmeyi seçtiğiniz zaman işkencenin sadece işkence, aşağılanmanın da sadece aşağılanmaktan ibaret olduğunu kanıtlıyordu. "kurtarıcı" doğru kelime değil ama ilk akla geleni. ne ilginçtir ki birisi hayatınızı kurtardığında, ilk yapmak istediğiniz başkalarını kurtarmaktır. bütün dipğer insanları.hem de herkesi. çocuk o adamın adını asla öğrenemedi. ama gülüşünü hiç unutmadı. "kahrman" doğru kelime değil, ama ilk akla geleni. | ||
|
|
||