|
13 Ağustos 2010, Cuma
saat: 20:51
Bu onüçüncü cuma krizi beni fena sikmeye başladı. Artık kime şikayet ediyorsam. Bir türlü gelemeyen ızdırap gibi, ucunda duran bokları ya geri itmeye ya atmaya çalıştıkça, hep bir başkası çıkıyor karşına, hiçbir şey olmadı, hava. Ne acayip bir gün. Benin eşyaları ingiltereden gelip onları açınca, benim odam dediğim yer, şimdi bir yemek odası, ve yemek zaten yok ki. O, bu oadada benim harikalar yaratmam lazım falanken, ve türklükle vesaireyle hiç alakam yokken, bilmem ne memleketi sevdalısı hiç değilken, hiç sikimde olmazken dahası, kadının biri, arkamdan konuşuyor. Ve bu sadece ahmak veya gerizekalı olduğum için değil, bu sadece esmer olduğum için. Ben mi çok fena takılıyorum, yoksa paranoyaklık ve ırkçılık aslında birbirini 10 metre öteden tanır mı? Allah allah, sen hiç konuşma, böyle bir sesim ve dilim olsa hiç konuşmazdım dedim ben usulca, üstelik tek elimle sinyal veremiyorken, diğer elimle hareket çekmeyi başardım. Hadi canım hadi hareketini zorlayarak fakat yine o kadının konuşması üzerine yaptım. Siktiğimin yolu işte, yürü. Oğlunla mı sevişiyorsun seviş, çünkü ben bundan hiç gocunmam, yargılamam ve umursamam. Ama sen, sadece diğerleri sana daha medeni dedi diye. Neyse. Alışverişimi yapamadım, regli olamadım, odam evim şehrim param yok. Onüçüncü cuma nedir, bize hep bayram yane. | ||
|
|
||