15 Ağustos 2010, Pazar
saat: 02:46


Öğrendiğimi sanıyorum ki, hayatının bir evresinde insan, baktığı her şeyde birini görebiliyormuş. Ve bu her zaman, iyi bir şey demek değilmiş.

Bazen bir daireye bakıp insan, hiç bir yere varmadığını, bazen kelimelere bakıp, onları asla yazamayacağını, bazen aşka bakıp, hazır olmadığını, bazen kendine bakıp, adam edemediğini düşünebiliyormuş. Kırılmaktan korkarken kırabiliyormuş. Ve bunların hepsine baktığında gördüğü insan, insanın, "o" olmayabiliyormuş.

Bir çok uykusuzluk geçirmiş olmak, bir alkol koması ve bir sokak kavgası, kötü günlerin sona erdiği manasına gelmiyormuş.
Bazen mutsuzluk, dayanabileceğimizden biraz daha fazla, yettiğini düşündüğümüzden bir beden büyük olabiliyormuş.

Bazen "son çare" dediklerimiz sonuç vermeyebiliyormuş. Mucizeler olmayabiliyor, nasıl iyileştiğimize dair havalı hikayeler anlatılamayabiliyormuş. Umudun tükenip tükenmediğini sorgulayamayacak kadar kendi derdimize düşebiliyormuşuz.

İyileşmedim. Bir mucize olmazsa, ki olmayabiliyormuş, uzun bir süre daha iyileşeceğimi sanmıyorum. Bu esnada kendimi oyalıyor, acı çekmeden günü bitirmeye bakıyorum. Kahramanvari çırpınışlarım yok. İçkiyi bırakmayacağım. Sigarayı bırakmayı da hiç düşünmemiştim zaten.

Ancak bugünden sonra, eğer acizliğime hakim olabilirsem, bulmak istediğimi aramamaya da karar verdim. Zira bu beni kilometrelerce geri sürüklüyor.

Atladığım hiç bir şey yok yaşadığım zaman boyunca, düzeltebileceğim hatalar, gözden kaçırdığım şanslar, bir şansı daha hak eden insanlar, dramatik derecede yanlış seçimler yok. Bu yüzden, kilometrelerce geri sürüklenmem, sadece kilometrelerce geriye sürüklenmem demek.

Bu kadar. "Var oluşumu anlamlandırmaya çalışma problemi", geride kaldı. Erişebileceğimden çok uzaklarda...

istanbul
hosting