|
15 Ağustos 2010, Pazar
saat: 20:53
akşam beşiktaşa gittim..kitap bakmaya gittim ama bir tek kitap bakamadım.aslında ne yapacağımı bilmeden gittim. sadece insan içine çıkmam gerekti yada evde olmaktan başka birşey yapmam.. zira evde ne olduğunu biliyorum ama dışarda başka şeyler oluyor. iki kızın kavgasının ortasına denk gelip ki duyduğum ilk cümle bir daha görüşmeyelimdi(iki kızdan bahsediyoruz ve evet cümle bu)sonra barışmaları noktasında sigaram bitti ve sahilden kalkıp eve döndüm. peki öncesinde ne oldu...dırnınınııııım.. evet doğru tahmin hiç bişey olmadı:)sürprizler beni sevmiyor. ama kötü sürpriz de istemiyoruz değil mi?evet evet.. cıncıkçıları dolandım..ilkokul zamanımdan kalma bir kalem kutusuyla karşılaştım ve kuru boya kalemleriyle..oyun hamuru aldım napacaksam..eve geldim biraz mıncıkladım şimdi mavi ve sarı olanları manasız şekillerde öyle duruyorlar. abajur aldım bir tane..gelince farkettim ki okumak için yetersiz aydınlanmak için tamamen yetersiz sadece loş ve güzel bir ışık.. koca defter rafında küçük bir not defteri aradım. eskiden olduğu gibi çantamda taşır yazmak istediklerimi yazarım geldiği anda diye.. uzuuun süre aradıktan sonra almadım. belki beğenmedim belki de artık eskisi gibi umutsuzluklarımı defterlere kaydetmeyi bıraktığımı yok hayır aslında kimsenin okumayacağını artık çok iyi bilerek yazmanın beni mutlu etmediğini bildiğim için.. 2 saat boyunca aynı 2 şarkıyı dinledim kulağımda.. "gün bile kaçar gecenin koynuna saklanır..yaşanmamışları düşünür kuytularda ölürüm..." peki farkettiniz mi bütün bu geçen zaman içinde ne yoktu.. yanımda hiç kimse yoktu.. | ||
|
|
||