|
15 Ağustos 2010, Pazar
saat: 22:19
bu rüzgarlı istanbul akşamından size bir zeynep arkan şiiri gönderiyorum sevgili dostlarım. "çiçek benim neyimeydi, öldürmezdi beni yoksunluk" ... out of the ash i rise with my red hair and i eat men like air. sylvia plath geçen temmuz ölüyordum sonra ölmedim temmuz en uygunuydu uyuyup uyanmamanın ölüm aydınlık bir şeydi karanlıkta ama ölmedim uzun ve dardı sırt üstü metal olsa soğuk derdim önümü arkamı görmeden sobeledim ölümü biraz da böyle sevdim on saniyede bir tik tak sonra tıııırrrrrr tak! tak! beyni tarayıp geçen öğretilmiş bilgileri bitiren bir temmuzdu - bitti - doktor dediklerini çağırdım doktor lecter* dedim hey doktor! gel dedim sana lecter! bak, ölmedim belki evi özlemiştim belki tutunmayı beceriyle yaşamaya - yaşamak beceri işi diye söylemedim – duvar duvar üstüneydi kirişler verevine koca mevsim hiç çiçek görmemiştim çiçek benim neyimeydi, öldürmezdi beni yoksunluk hayret etmeyi unuttum, gecenin günden farkını ve rakamları bir basküle kuş olup konmayı bildim her gece uykumu bölüp geleceği yeniledim her sabah buna inanmayı bazı numaralar kodlanmıştı ama çok kollamadan hepsini yuttum doktor, yutkundum ben böyle bildim kasdınızı ezberden sayarım üstünüzü ve astınızı hep hatırladım onca dalgındım oysa otobüse bindirip el sallamaları kafa sallamaları her tanışmaya karşılıklı konuşunca buharlaşan havayı önüme ölümü rakip dirimi kavi kılmaları hepsine tamam peki, bir dakika daha verin bana her şeyi değil belki ama eksik doğrularınızı tamamlarım doğuyu tanımlarım batı eksenli sarmalanmış çöpleri kapılarda derledim - topladım tam köprülere başlamışken bir deli dumrul, deli deli tam dumrul geçişsiz ve isteşli her fiilde deli geçişli ve isteksiz her köprüde dumrul bir ev neydi, neredeydi, tam önünde durdum kendini vuran bir hedef tahtası tam onikiden ne ilacı seven ne bir dişe gelen küllerin içinden bir kızıllığa ölüm dersen lecter sırasını savmıştır * dr. hannibal lecter | ||
|
|
||