16 Ağustos 2010, Pazartesi
saat: 01:17









Kalabalıktık o zamanlar. Evde ses hiç eksik olmazdı. Masaya beş tane tabak konurdu ve binbir türlü yemek. Sohbetlerimiz vardı, sıkıntılarımız vardı, tartışırdık, kavgalar ederdik, gülerdik, ağlardık... Ama hep beraberdik.

Yıllar herşeyi alıp götürmeye başladı. Önce ablam evlendi, sonra babam sonsuz oldu, sonrada diğer ablam evlendi.

Sesler azaldı, tabaklar azaldı, mutluluklar azaldı, kahkahalar sustu. Acılar arttı. Artık evden hiç ses yükselmiyor. Gülmeye çalışıyoruz annemle, artık ne kadar başarılı olduğumuz tartışılır.


Yaşlanıyorum, yaşlandıkça yalnızlaşıyorum. Evet kaçınılmaz son bunlar ama insana hep uzakmış gibi geliyor, hiç bitmeyecekmiş gibi ama bitiyor işte.


Yaşlanıyorum, yaşlandıkça korkuyorum. Korkum ne yaşlanmaktan ne de yalnızlıktan. Korkum belirsizlikler... Düşünmemek lazım biliyorum ancak insan faktörü işte. Sarmaya başladı mı sonu gelmiyor.



Ne bilim Lan.Öyle gariplikler işte. bir gün vazgeçerim belki cevapsız sorular sormaktan. Ya da bir gün sorularıma cevap alma şansım olur.


Bakarsın bir gün Dolunay'ın ışığında Serbest Vezin Sembolik Şizofreni kitabını okuyor olurum.

ve yine bakarsın gidemediğim Ay, bana gelir...



Hayata!

istanbul
hosting