|
22 Ağustos 2010, Pazar
saat: 01:36
Nasıl kıydın canına,nasıl veda edebildin böyle hoyratça..Hİç de karbeyaz değil ölüm..simsiyah..senin o sonsuzluğa kapanan gözlerinden bile siyah.. Hiç yakışmıyor inan sana hiç..şu dört harfli kara heceyi 'ölüm'ü hiç yakıştıramıyorum o gül yüzüne.. karşımda olabilsen neden,neden diye haykırarak sormak istiyorum sana, neden bizi bırakıp gittin.. nasıl canına kıydın ellerinle.. nasıl.. Açtığımız milyonlarca beyaz sayfa,bu sonla kapandı gitti..o her daim gülen yüzünü,hiç değişmeyen ses tonunu,ellerini uzatıp ağlama şirine deyişini,görüşeceğiz bir gün mutlaka diye gidişini nasıl unutacağım ben.. Nasıl sesleneceğim artık sana..arkadaşım,dostum kelimelerinin yerini hangi kara kelimeler örtecek..? Gidenin ardından hissedilenleri yazmak her zaman zordur..ama gitmeyi kendi seçenlerin ardından yazmak ondan da zor.. o kadar beyazsın ki yüreğimde,şu sayfa bile grileşiyor hayalinin yanında..yaşamıyorum,konuşmuyorum,nefes almıyorum ben aslında.. herşey film şeridi gibi akıp gidiyor önümde.. Ben o satırları hiç okumadım..hiç okumamalıydım.. 'Yeşiltepede 24 yaşındaki A... adındaki genç intihar etti..' böyle bi manşete konu olmamalıydın..manşetlerde kara haberinle okumamalıydık seni.. Sindiremiyorum Aykut gidişini..Kabullenemiyorum.. Çok yanlış zamanda bıraktın gittin bizi..kaç gün oldu..2-3-5 gün..yepyeni.. | ||
|
|
||