|
22 Ağustos 2010, Pazar
saat: 19:41
ramadan da gündüzki bahşiş toplayan davulculardan sonra semtimizin bulabildiim en iyi şarabı olan buzbağı öküzgözü*bogazkerenin mantarıyla cebelleştikten sonra sevgili diaya küfredip vicky, christina, barcelona filminin bgnki ikinci seansına yumuldum elimde bir kutu chocodan's ile. iki tez var elimde uğraşmam gereken. bir hastane raporu ekstrasından. artı çevirilerim birikti. ve aklımda barcelona, ondan öncesi paris. hiç gitmediim prag. ve vicky ve christina ve tahammülsüzlük. master of dissatisfaction. hiç devam ettirmediim hayali sinema kariyerim. ve en son gelen iş teklifinin beni beklenmedik biçimde mutlu etmemesi. 6 harcanmış yıl. 6 diğer hayallere askı konulmuş yıl. 6 şüphelere zaman zaman kapılınmış yıl. bitmek üzere. staj, hazırlanmak, karar almalar, hep what i want yerine what i don't want üzerinden yapılmış seçimler. şimdi. bir araştırma işinde part time job. bir merkezde part time terapistlik. hem araştırma hem klinik hayallerim fazla fazla tatmin olması gerekirken. sanat her zamanki gibi takip etmediim her an olduğu gibi rüyalarıma koyu renk bi böcü olarak girioo. letting urself go. finding nirvana. getting old. er. ve ve'si yok. sadece bi hayal mutlu eden gerçek beni. o ve ben mavi sularda bir tekne güvertesi. ayağımızın altında ahşap, çok sıcakladıında denizden plastik bi kovayla çektiimiz suyu üzerine döktüğümüz. el ve ayak ayalarımızı içinde serinlettiimiz tuz. demir atmamızla beraber kıyafetlerimizi çıkarıp denize gömülüşümüz. o sıcakta çıplak tenimiz kurumuya koşarken, birbirimizin tuzların emmemiz. öğleden sonra nereye yelken açsak diye tartışırken bi quickie sıkıştırmamız öncesine. ağzıma atılmış bir chocoladan's ve gözlerimi kapattığımda aklıma gelen tek isim, tek resim. güneşten iyice esmerleşmiş kendisi, buğday ben. ve burası çok sıcak dediimde kamaraya sırtına almış beni ve kahkahalarımı taşırken o. yatağa atarken beni o. çok sabredemeyip ilk gölge mutfak tezgahının yakınlarında bir yere bırakışı beni... akşamları bir koyda duraklamışken iki kişilik pis yedili ya da bi poker turnuvası o sigarasını tüttürürken, ben de arada otlanırken. ya da bir kitaba yumulduum bi an onun nerdy her türlü bilimdeki yeni gelişmelere dalışı. ancak gecenin sonunda güvertedeki minderlere sırtlarımızı dayadığımızda gözlerimizi yıldızlara diktiğimizde, bir vajina gibi hepsini içimize almaya çalışırken farklı sebeplerden de olsa sonsuz bir keyfe/ dalışımız uzayı/a. into the wild filminin mutlu sonlusu. mr. and mrs. supertramp or aka zibidi ve zibidi2. tüm bu hayallerden geri dönüş şu ana. önümüzdeki günlere. sonuna kadar beni korkutan bir kariyer. belki seçilmemişlerin gölgesi. rüyalarım karanlık. sabahları daha karanlık. öğleye doğru tuzak içinde tuzak, bitmeyen kovalamacalar ve uyudukça uyanması zorlaşan rüyalar. şüpheler her zaman içimde. chronic dissatisfaction. could it be?! | ||
|
|
||