23 Ağustos 2010, Pazartesi
saat: 00:54





Bir perinin son kar tanesini eritmemek üzere onu dağların en tepelerinde sakladığı ıssız bir karın ağrısının başucunda (ki nasıl hem karın ağrıyıp da başucu olur onu bilemicem),nasıl gözyaşları döktüğüne şahit olmuştu masalın kahramını genç sihirli küresinde.

şimdi masal bu ya yada rüya her neyse işte.kehribar ve zümrüt renklerinin hakim olduğu baltayı bile telaffuz edemeyen ormanlar bile "yeter artık ağlama" demişler periye. peri niye ağlıyormuş bu kadar diye sorarsanız eğer peri ağlamassa o kar tanesi eriyecekmiş.bir tek onun akan gözyaşları erimesine engelmiş o kar tanesinin. masal kahramanının görevi de bu periyi bulmakmış ve onun ağlamasını durdurmakmış işte. az gidip uz mu gitmiş yoksa 4x4 e mi binmiş bulmuş işte bizim saf periyi.görür görmez aşık oldu sanıcaksınız dimi hayır olmamış aşık maşık,bizim saf peri kızı öyle sanmış. genç demiş "ağlama artık,ver o kar tanesini bana ben onu korurum",haydeee buyrun burdan yakın olmaz ki nasıl versin peri kar tanesini. biricik kar tanesisiz napar sonra...

peri biraz düşünmeliyim demiş,gözyaşları içinde.yazık çok dertliymiş bu peri o tepenin başında yapayalnız hep günü batırıp yeniden boyarmış,bir tek kuşlarla tabiat duyarmış onun gözyaşlarını,cansızlar işitemezmiş.genci sevmiş sanırım.hareketler onu göstermekteymiş,benide götürürsen yanında veririm kar tanesini sana demiş,bir de onu neden istediğini söylemelisin...

ne söylesin genç,demiş ben sadece senin ağlamanı durdurmak istiyorum,seni çok sevdim demiş:)))

yalan kendide ınanmamış ya bunlara,bizim saf peri ınanmış,takılmış peşine gencin,bırakmış ınandığı tepesini,güneşini ayını bir çırpıda.arada dönmek istemiş,huysuzlaşmış habire,tartışıp durmuşlar baltayı telaffuz edemeyen orman içlerinde.peri biraz nefes alamaz olmuş iklim değişikliği ve basınçtan,iyice hırçın,iyice kötü bir peri olup çıkmış,iki durup bir ağlaması da kesilmiş,kar tanesini gence teslim ettiğinden beri kar tanesi gençte erimezmiş,buna da bir anlam verememiş.az gidip uzun gitmişler ittire kaktıra neyse bir diyara varmışlar bir vakit. gencin memleketiymiş burası.bir sürü ona benzeyen insanlar doldurmuş çevrelerini,peri üşümeye başlamış deliler gibi. çok soğukmuş buralar.

demiş ben burda yaşayamam,döneyim,yapamıcam,huyumu suyumu,tabiatımı değiştirdin sen ben gitmeliyim ama neden erimedi o kar sende söyle nolur?

genç dayanamamış perinin haline,kıyamamış,boşu boşuna onuda yerinden yurdundan ettiğine kızmış kendine çünkü onu yanında tutmak için içinde bir arzu yokmuş,ne halt ettim demiş ama hemen unutmuş.
demiş "ben okadar soğuk bir kalp taşıyorum ki bu kar o yüzden erimiyor,sense o kadar sıcaksın ki bu kar senin yanında ağlamassan erir. gözyaşlarımız akmaz bizim,donar kalır,sen yıllardır benim akan o tek gözyaşımı sakladın durdun,bense sahip olduğum tek gözyaşıma baktığın için sana minnettarım seni ne kadar sevsemde seninle biz olamayız başka dünyaların insanıyız" demiş

peri yıkılmış,içinde milyonlarca volkan patlamış,tutmuş kendini,her bir hücresini kıymık kıymık yapan bu gence nefret duyamadan onu çok ama çok özleyeceğini bilsede,gözyaşını ona emanet ederek gitmiş kendi ülkesine ve tepesindeki evine çekilmiş....

şimdi her yağmur yağdığında o genç onu anımsarmış bazı bazı...ama hemen unuturmuş...

her kar yağışında da peri kız o genç için bir tek gözyaşı dökermiş sımsıcak...


nerdenmi esti gece gece bilmem esti işte...!

sağlıcakla...

istanbul
hosting