|
23 Ağustos 2010, Pazartesi
saat: 15:36
Ne yapacağımı bilemediğimden gidip kocaman, duvarımı boydan boya kaplayan bir dünya haritası aldım. Gündüzleri bakışıyoruz karşılıklı. Geceleri de boş geçirmemek adına yıldız küreme sarmış bulunuyorum, nerde yıldız orda gezegen gezip duruyorum gökyüzünde. Kenarı koyduğum üç beş eurocuğum da bitmek üzere olduğundan belki de artık ruhumu şeytana satmam gerekiyor. Mühendislikten emekli sevdiceğim urla'da kitabını yazıyor sabahlara kadar, sürüden bir koyun eksildiği için arkadaşları bana sarmış durumda, birazcık düşünseler ama birazcık, anlayabilirlerdi belki ama ıhh. Sayısız insanlar arasında ruh eşini bulan adam ne mutludur. Herkesler işinde gücünde. Ben de balkondaki kumrularımla arkadaşlık etmeye başladım, üzerine Ferhan Şensoy'un Karagöz ile Boşverin beni kitabını okumam da tuz biber oldu, uzun zamandır bu kadar gülerek okuduğum bir kitap olmamıştı ama sonunda adamın kumrular gibi uçabileceğini sanacak kadar çıldırması ve kendini öldürmesi bana gönderilen bir işaret miydi acaba demekten alamıyorum kendimi. Okultizm, teozofi, ezoterizm, kumrular, yıldızlar, haritalar derken geçip gidiyor günler ve her gün daha da aydınlanıyor her şey. Bilgeliğin dudakları anlamayan kulaklara kapalıdır. | ||
|
|
||