23 Ağustos 2010, Pazartesi
saat: 21:35


Halimi tarif etmek için, alman televizyonlarından yararlanırsam, olumlu olumsuz, çıplak giyinik, tok aç, türk kürt alman alman her diyaloğun altında aynı müzik çalıyor. Berlin senfoni orkestrasının yapmadığı müzik, ara ara mix etkisi uyandırıyor ama kısa sürüyor.

Şu anda dünyanın bir çoğu gibi, hayatımda sıklıkla House'u görüyorum.

Sinirleniyorum, konuşuyorum, seviniyorum.
Foreman ve ırkçılık üzerine kurduğum teoriler beni, bilgisayarın önümüze ekilip, 2 bölüm birden izleyelim mi dememe engel olmuyor.
Ich Auch.

Burda bir kursa yazılacağım.
Ondan önce Bir ukrayna filmi seyretmeye gidiyorum.

Sınıflanmasak da durmadan farklı ülkelerden bir araya gelen insanlar ister istemez, endonezyalı, şşt, malatyalı, Oğlum Kürt şeklinde kendi iinde ayrılıyor.
Berlin de gruplar üçer üçer uçaklara biniyorlar.

Günlük sporum olan Ping Pongda sol göğsümü sakatladım ve kalp krizi süsü verdi.

İnsan kalp krizi geçireceğini bilirse, daha çok sigara içmek istiyor. Yani ne kadarı varsa o kar.

Cevapsız arama, pokelanma , arkadaş falan gibi terimlerden ferahım.

Melihleri özledim biraz, onun dışında İstanbul falan bir anlamı yok,
Rüyam da Pogü gördüm, neydi? Doğuruyor muydun kız?

Allah allah.
Ama 9 ayları sayacak olursak, doğurma ihtimalin de var.
Hayır Çınarı gördüm, girişip dövüyorduk galiba. Ya da bilinçaltım onu insult ediyordu.

Çok geç ve youtubeda ona bölerek İzlememe rağmen, vavienden mutluluk duydum. Yani en azından hem biladerler hem iki film açıp izliyorlar, sight and sound okuyorlar falan.
Yer yer şahaneydi.

İş almalıyım döner dönmez, tanıdığım herkese, bir dalyarrağa dönüşmek üzere olduğumu bildirdim. Geri dönüşler genelde olumlu ve bu kanımı yalanlamaz nitelikteydi.
Of.

Hayat boyu benimle olacağını iddia eden ayakkabımla yürüyüş için yerler arıyorum. Ama şimdilik nefes alınca böğrüme bir hançer saplandığından, diğer kolumla ping pong edeceğim.

Tıpkı çok eski tahta bir asker gibi, her hareket ettiğimde ve olmadı tebessüm ettiğimde, uzzuvlarımdan bir kaçı şokla dönüyor.

Evin kapıları çarpıyor.
Uzun zaman sonra tren alıcam.
İnsanların yüzlerine bakmak zor. Çünkü bu biletsiz bindiğini tespit edecek sivillerin paranoyası demek. En azından onların öyle anlayacağından korkuyorum.

Bugün kötü denebilecek bir sahne yazdım, son olarak onunla bitirp, daha sonrayı her şeyi yaktığımda buradan parçaları birleştirebileceğime inanıyorum.
Neyse ben onu anladım.

istanbul
hosting