|
30 Ağustos 2010, Pazartesi
saat: 11:22
hospitalityclub'dan sonra couchsurfing'e de üye olmamı öneren Altuğ'cuğumu dinleyip bir hesap yaratmamla mesajların yağmaya başlaması bir oldu! Netekim cuma günü, aman sen ne güzel ve eğlenceli bir gence benziyorsun diyen Emma adında ispanyol bir hatunla buluşma ayarladık. Tabi başka insanların da olacağını söyledinde aynı mesajı copy-paste ile her yere dağıttığını sandım. (Sonradan çok titiz davrandığını belirtti) buluşma yerine gittiğimde beni "greg kinnear" bekliyordu :) önceleri bana soğuk davranan bu Josh denen mavi gözlü british karizma daha sonradan ingilizceme "perfect" demiş, benimle canciğer olmuştur :) geceyi çak dostum "let's do it again sometime" falanlarla noktaladık o derece. Emma geldi daha sonra. oldukça güzel, sarışın, 29 yaşında mesafeli br avukattı kendisi. tabi hemen gerginliğini Josh'la benim sıcak kanlı muhabbetimiz eritiverdi ;) Nevizade çatı katlarında başlayan maceramız, asmalı mescit çatılarına taşındı. Yolda Becky adlı dünya tatlısı bir british elfi aramıza aldık. Balkon'a geçip Emma'ya pazı dolmasını afiyetle yedirdikten hemen sonra ismini hatırlayamadığım amerikalı bir kız daha aramıza katıldı. bir ara Becky'ye bir kişilik testi uygularken Emma gelip bizi dinlemeye çalışıp, "orange? horse? stool? what the fuck is going on?!" diyip, bana da yap bana da yap diyip ortalığı velveleye verince ben de herkesin ortasında başladım buna testi uygulamaya :) hep beraber Emma'nın verdiği abuk cevaplarla onun kişiliğini analiz ederken gülmekten yerlere yattık. Josh da saolsun itin götüne sokup çıkardı kızı :) daha sonra Becky ve Josh'un üye olduğu xpack yada xpath tarzı, türkiye'deki yabancıların üye olduğu bir organizasyonun partsine gittik. romeo ve juliet'e gittik, ortam harikaydı ve biz gittiğimizde dans pisti çoktan her ülkeden garip hareketler yapan insanlarla dolmuştu. bir ara amerikalı bıcır bir kızın boynuna atatürk imzasını kolye olarak taktığını görüp, "you know him?" dedim, "ou suure" derken can ciğer sarmasıyız der gibi bir hareket yapınca daha fazlasını sormadım :) geceyi nü terasta sonlandırmaya ve Emma'ya da istanbul'da neler olabileceğini göstermeye karar verdik ;) eve kaçta geldim hatırlamıyorum ama ertesi gün 17de kalktığımda kapıma çoktan hatunun biri dayanmıştı. yemekti, ayılmaydı derken hava kararmış, şeytani planımı yürütmemin zamanı gelmişti >:) şarabı ve mumları çıkardım.. bir önceki geceyi anlatarak kıskanmasını ve ortamdaki gerilimin artmasını sağladım.. alkol ve tatlı muhabbet sonrası kendini iyice kollarıma bırakmıştı. işte o anda hayatının en unutulmaz gecesini yaşadığını bilmiyordu.. arkasından gelen yağ ile yaptığım masaj aklını başından almıştı bile. bunun için ondan para bile alabilirdim, o kadar iyiydi! gecenin geri kalanı için ayrıntıya girmek istemiyorum ama son bir ay içinde D. den gelen "hayvan" ve Polona'dan gelen "ayı" yorumunun üstüne, J. nin "boğa" benzetmesi olaya yeni bir bakış açısı edinmeme yol açtı. ertesi gün bir arkadaştan aldığım adres ile tango okulunun yolunu tuttum. içeri girer girmez bunun benim olayını anlamıştım! ne zamandır aradığım topuklu giyen kadınların hepsi burdaydı =) işin aslı yıllardır dedeme özenir, onun gibi 80 yaşımda piste çıkıp bambinom ile insanların aklını almayı istemişimdir. sonuçta kursa yazıldım ve bu cuma başlıyorum ;) | ||
|
|
||